(1086 S. K. m. 186)
Dava: Davacı tarafından, davalılar aleyhine açılan elatmanın önlenmesi ve kal davasının yapılan yargılamasında, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın davalı H. K. tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle, duruşma günü olarak saptanan 29.1.2002 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili avukat Y. G. ile temyiz edilen vekili avukat G. Ç. geldiler duruşmaya başlandı. süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı bilahare dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğine ilişkindir. Temyiz dilekçesine eklenen tapu kayıt örneğinden, davalılardan M.K. 'nin taşkın durumdaki binasını payına bağlantılı olarak 3. kişiye sattığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; dava açıldıktan sonrada sınırlayıcı bir neden bulunmadığı takdirde dava konusu malın veya hakkın üçüncü kişilere devredilebilmesi tasarruf serbestisi kuralının bir gereği, hak sahibi veya malik olmanın da doğal bir sonucudur. Usul Hukukumuzda da ayrık durumlar dışında dava konusu mal veya hakkın davanın devamı sırasında devredilebileceği kabul edilmiş HUMK'nun 186. maddesinde dava konusunun taraflarca üçüncü kişiye devir ve temliki halinde yapılacak usulü işlemler düzenlenmiştir. Söz konusu madde hükmüne göre iki taraftan biri dava konusunu (müddeabihi) bir başkasına temlik ettiği takdirde diğer taraf seçim hakkını kullanmakta dilerse temlik eden ile olan davasını takipten vazgeçerek davayı devra1an kişiye yöneltmekte, dilerse davasına temlik eden kişi hakkında tazminat davası olarak devam edebilmektedir.
Kendiliğinden (resen) gözetilmesi zorunlu bulunan bu usul kuralına göre, mahkemece diğer yana seçimlik hakkı hatırlatılarak davaya hangi kişi hakkında devam edeceği sorulmalı, sonucuna göre işlem yapılmalıdır.
Değinilen husus kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında (temyiz aşaması dahil) resen gözetilmesi zorunlu bir usul kuralıdır.
Hal böyle olunca davalılardan Mustafa yönünden belirtilen usulü işlemin yerine getirilmesi ondan sonra işin esasının incelenip sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekir.
Sonuç: Davalının temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre şimdilik öteki temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 4.12.2001 tarihinde yürürlüğe giren avukatlık ücret tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 250.000.000 lira duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına ve alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 10.6.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy