(4721 S. K. m. 719) (3402 S. K. m. 20)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davada, mahkemece verilen karar süresinde temyiz edilmekle, dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacılar, 30.12.1949 tarih ve 51 nolu tapu kaydına dayanarak elatmanın önlenmesini istemiştir. Mahkemece özetle, idari teşkilat sınırlarından sözedilmek ve uyuşmazlığın çözümünün idari yargı yerine ait olduğu belirtilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davalı belediyenin orman, çalılık ve ekilmeyen arazidir şeklindeki savunması çekişmeli yer üzerinde muaraza yaratma anlamını taşır ve eldeki davada tapu kaydının kapsamı yönünden soruşturma yapılmasını zorunlu kılar.
Hemen belirtilmelidir ki idari sınırların saptanması idareyi ve idari yargı yerini ilgili kılarsa da; bu durum tapu malikinin mülkiyet hakkından kaynaklanan yetkilerini adli yargı yerinde ileri sürmesine engel teşkil etmez.
Bilindiği gibi; harita ve krokisi bulunan tapu kayıtlarına Medeni Kanunun 719, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20.maddesi uyarınca kapsam belirleneceği kuşkusuzdur. Ancak böyle bir harita ve kroki yoksa veya uygulanabilir nitelik taşımıyorsa öncelikle tapu kaydının ilk tesisinden itibaren tüm gittileri ile birlikte Tapu Sicil Müdürlüğünden istenilmesi, gitti kayıtlarının yüzölçümlerinde veya sınırlarında bir değişiklik varsa dayandığı belgelerin incelenip, doğru ve yasal bir nedenin bulunup bulunmadığının araştırılması, doğru esasa dayanmıyorsa, ilk tesisindeki sınırlara itibar edilmesi, ayrıca uygulamada yararlanmak üzere varsa komşu taşınmaz kayıtlarının getirtilmesi, böylece yanların dayandığı, usulüne uygun olarak çıkarılmış tüm belgeler toplandıktan, dosya öteki yönlerden de keşfe hazır hale geldikten sonra yöreyi iyi bilen yaşlı ve yansız yerel bilirkişi veya bilirkişiler aracılığı ile uygulama yapılması, kayıtlardaki her sınır yerel bilirkişi veya bilirkişilerden sorulup arazi üzerinde tespit edilmesi; gerektiğinde sınırlar hakkında açıklayıcı doyurucu bilgiler alınması, bilinmeyen sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme olanağının sağlanması, komşu taşınmaz kayıtlarının da aynı şekilde uygulanarak yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin denetlenmesi gerekir. Öte yandan sınırlar değişebilir nitelikte ise veya tam olarak kapanmayıp açık yönler kalıyorsa, kayda değişmez sınırlarla bağlantı kesilmemek suretiyle miktarına göre kapsam belirlenmesi, ayrıca tapu fen memuru veya mühendisi sıfat ve yeteneğini taşıyan uzman bilirkişi veya bilirkişilerden keşifte saptanan bilgi ve bulgulara uygun ve uygulamayı tam olarak yansıtan, infaza elverişli rapor ve kroki alınması zorunludur.
Sonuç: Hal böyle olunca yerinde keşif yapılması uygulamanın yukarıda değinilen ilkeleri tümüyle kapsar şekilde tamamlanması böylece tapu kaydının kapsamının açıkça belli edilmesi, yaratılan muarazanın kapsamı belli edilen taşınmaza yönelik olduğunun anlaşılması halinde davanın kabul edilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddedilmesi doğru değildir. Davacılar vekilinin temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK. nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine 30.05.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy