(818 S. K. m. 18)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, murislerinin dahili davalı Mehmet'e verdiği vekaletname ile mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla, kötüniyetle davalılara dava konusu taşınmazlarını tapuda satış gösterilmek suretiyle temlik ettiğini ileri sürerek iptali ile miras payları oranında adlarına tescilini istemişlerdir.
Davalılar Mustafa ve Nazmiye çekişmeli taşınmazları bedelini ödeyerek satın aldıklarını savunmuşlardır.
Dahili davalı Mehmet,murisi annesinden aldığı vekaletname ile dava konusu taşınmazları bedeli karşılığı oğlu ve eşi olan davalılara sattığını savunmuştur.
Mahkemece, murise vekalaten hareket eden Mehmet'in vekalet görevini kötüye kullanarak dava konusu taşınmazları davalılar eşi ve oğluna temlik etmiş olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle, tetkik hakimi Şükran Dağlı İlgün'ün raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Karar: Hükmün temyiz eden davalılara 17.7.2001 tarihinde tebliğ edildiği, 15 günlük temyiz süresinin son gününün adli tatil zamanına rastladığı 14.12.1954 tarih 49/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararı uyarınca "bitmesi tatil zamanına rastlayan önellerin tatilin bittiği günden itibaren 7 gün uzatılması gerektiği" ve böylece temyiz isteğinin süresinde olduğunun kabulü ile yerel mahkemenin 8.4.2002 gün 1998/132 esas 2000/276 karar sayılı temyiz isteğinin reddine ilişkin karar kaldırılarak işin esasının incelenmesinde;
Davada, davacılar miras bırakanının kendilerinden mal kaçırmak amacıyla dava konusu taşınmazı vekil aracılığıyla temlik ettiğini ileri sürerek iptal ve tescil isteğinde bulunmuşlardır.
İddianın açıklanan içeriği ve ileri sürülüş biçimine göre davada vekaletin kötüye kullanılması hukuksal nedenine değil, muris muvazaası hukuksal sebebine dayanıldığı açıktır.
Dosya içeriğine toplanan delillere göre miras bırakanın mal satmaya ihtiyacı olmadığı,davalıların alım gücü bulunmadığı, bedeller arasında açık fark bulunduğu böylece miras bırakanın oğlu olan vekil aracılığıyla davalı gelin ve toruna yaptığı temliklerin mirastan mal kaçırma amaçlı olduğu anlaşıldığından,davacı Bahtiyar dışındaki davacılar yönünden sonucu itibarıyla doğru olan hükmün açıklanan nedenle onanmasına,
Sonuç: Ne var ki, davacılardan Bahtiyar'ın aynı taşınmazla ilgili olarak saklı payının zedelendiğine ilişkin tenkis davası açtığı ve Banaz Asliye Hukuk Mahkemesinin 20.11.1996 gün 1992/364 esas 1996/392 karar sayılı kesinleşmiş kararıyla temliki işlemlere bu davacı yönünden geçerlilik tanındığı anlaşıldığından, anılan davacının davasının reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Davalıların bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan sebeplerle bu yönden HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 21.10.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy