(3194 S. K. m. 18)
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı,maliki bulunduğu 1513 parselin 3194 Sayılı Yasanın 18. maddesi uyarınca şuyulandırmaya tabi tutulduğunu,şuyulandırmada % 35 düzenleme ortaklık payı kesilmesi söz konusu iken encümen kararı ile bu miktarın %18'e indirildiğini, buna rağmen %17 fazla alındığını,bu düzenlemeye ilişkin idari kararın iptal edildiğini ileri sürerek belediye adına olan 8240 ada 8 parselden iptalini ve adına tescilini istemiştir.
Davalı,idari işlemin iptal edilmediğini,davanın genel mahkemede görülmeyeceğini savunup reddini istemiştir.
Mahkemece,idarenin yaptığı işlemin yasal dayanağı kalmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar,davalı Belediye vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla,Tetkik Hakimi raporu okundu.Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı,kendisine ait 1513 parselin 3194 Sayılı Yasanın 18. maddesi uyarınca şuyulandırmaya tabi tutulduğunu,şuyulandırma sırasında %35 düzenleme ortaklık payı kesilmesi gerekirken encümen kararı ile bunun %18'e indirildiğini, bu durumda kendisinden % 17 fazla pay alındığını bu şekilde yapılan idari işlemin idari yargıda iptal edildiğini,bu nedenle hiç hakkı yokken davalı adına oluşan 8 nolu parselin iptali ile adına tescilini istemiştir.
Davalı belediye,yapılan idari işlemin idari yargıda iptal edilmeden genel mahkemede dava açılamayacağını savunup davanın reddini istemiştir.
Mahkemece,belediyece yapılan işlemin idari yargıda iptal edildiği,böylece yapılan imar işleminin yasal dayanağı kalmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğine,toplanan delillere ve özellikle İdari Yargı Kararına göre;idari davanın dava dışı bir kişi tarafından imar uygulaması sırasında Belediye Encümeninin aldığı düzenleme ortaklık payıyla ilgili idari karara karşı açıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda,imarla oluşan şuyulandırma işlemine herhangi bir itiraz olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur.İdari yargı kararları niteliği itibariyle subjektif nitelikli olup sadece taraflarını bağlayacağı tartışmasızdır.Davacının yapılan idari işlem ve Belediye Meclisi kararına karşı idari yargı yoluna baş vurmadığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca,davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile kabul kararı verilmesi doğru değildir.Davalı Belediyenin bu yöne değinen temyiz itirazları doğrudur. Kabulü ile kararın H.U.M.K.'nun 428.maddesi uyarınca yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 27.3.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy