(2981 S. K. m. 10)
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, çekişme konusu 6 no'lu parsel tapu kaydının kesinleşen ilamla adına tesciline karar verildiği halde, muvazaalı olarak davalıya temlik edildiğini ileri sürüp, iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur.
Davalı, taşınmazda ikinci kez imar uygulaması yapıldığını belirtip, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, çekişmeli imar parselinin dayanağını oluşturan idari işlemin idare Mahkemesince iptal edildiği, bu nedenle tapu kaydının yolsuz tescil haline geldiği, gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, tetkik hakimi A. Sevil Ç.'nun raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Davacıya ait 14 kadastrol parsel sayılı taşınmazın 2981 Sayılı Yasanın 3290 Sayılı Yasa ile değişik 10/c maddesi uyarınca imar şuyulandırmasına tabi tutularak 3074 ada 14 ve 3075 ada 4 sayılı imar parsellerinin davacı adına, çekişmeli 3075 ada 6 sayılı imar parselinin ise dava dışı Belediye üzerine tescil edildiği, belediye encümenince söz konusu imar parselinin 2886 sayılı yasa uyarınca satışına karar verildiği, önerilen fiatların yetersiz olması nedeniyle aynı yasanın 43. maddesine göre dava dışı kişiye pazarlık suretiyle satılıp, tapu kaydının devredildiği, bu arada davacının imar şuyulandırması ile kendisine kadastral parselinden daha az yer verildiğini ileri sürerek idari işlemini iptali için idare mahkemesine dava açıp tapu kaydının dayanağı olan imar düzenlemesine ilişkin idari kararı iptal ettirdiği, bunun üzerine davacının belediyeden kayden satın alan dava dışı kişi aleyhine açtığı iptal ve tescil davasının da lehinde sonuçlanarak kesinleştiği, ancak bütün bu işlemler ve eldeki dava devam ederken taşınmazın eldeki davanın davalısına temlik edildiği, bu durumda davacının kesinleşen iptal ve tescil hükmünü infaz ettiremediği için son kayıt maliki aleyhine eldeki bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Gerçekten de belirtilen bu olgular karşısında çekişmeli taşınmaz sicil kaydının iptali ile kadastral duruma dönülmesi ile taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ne var ki, Belediyenin 4.10.2001 tarih, 6660/04-1 sayılı yazısından çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 2981/3290 Sayılı Yasanın 10/C maddesi uyarınca ikinci bir imar uygulamasının yapıldığı ve yeni imar parsellerinin oluşturulduğu anlaşılmaktadır. Bu oluşuma göre, çekişmeli 3075 ada 6 sayılı parselin 10745 ada 16 parsel olarak yeniden düzenlendiği ve eldeki davanın tarafları ile birlikte dava dışı belediyenin de taşınmazda paydaş olduğu, yeni bir mülkiyet durumunun yaratıldığı sabittir. O halde, yapılan ikinci imar düzenlemesi sonucu oluşan yeni mülkiyet durumunun ise eldeki davayı etkileyeceği kuşkusuzdur. Tapuya tescilin sebebini teşkil eden işlem, idari yargı yerinde iptal edilip, ortadan kaldırılmadıkça tapu sicilinde düzeltme yapılmasına yasal olanak yoktur.
Hal böyle olunca, yeniden yapılan imar şuyulandırma işleminin kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılması, kesinleşmemiş ise, sonucunun beklenilmesi, kesinleşmiş ise yeni oluşan mülkiyet durumu gözetilerek bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 09.04.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy