(6831 S. K. m. 2)
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, davalının kayden maliki olduğu, (10) parsel sayılı taşınmazın 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan sahada kaldığını, öncesinin orman olup, özel mülkiyete konu olamayacağını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescili isteğinde bulunmuştur.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, tetkik hakimi Şükran Dağlı İ.'ün raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Dava, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı Hazine, davaya konu 10 parsel sayılı taşınmazın 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescili isteğinde bulunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden çekişme konusu taşınmazında bulunduğu yörede 1942 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılan ve kesinleşen orman tahdit işlemi sonucu bu yerin tahdit içinde kaldığı taşınmazın yine aynı yörede 1988 yılında yapılıp kesinleşen uygulama ile 6831 sayılı Yasanın 3302 Sayılı Yasa ile değişik 2/B maddesi hükmü gereği ...1981 yılından önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini yitirdiğinden... bahisle orman dışına çıkarıldığı, taşınmaz orman tahdit alanı içerisineyken, 1960 yılında yapılan arazi kadastrosunda 1069 parsel sayısı ile senetsizden kayıt malikleri adına tesbit ve tescil edildiği, daha sonra taşınmazın bulunduğu yerde 1998 yılında 2981 sayılı Yasanın 3290 Sayılı Yasa ile değişik hükümleri gereğince imar şuyulandırma işlemi yapıldığı, bu işlemle oluşan çekişmeli parselinde davalıya satış yoluyla intikal ettiği anlaşılmaktadır.
Gerçekten, taşınmazın orman tahdidi içerisindeyken, genel kadastro ile senetsizden oluşan tapulama tespitine değer verme olanağı yoktur. Orman toprağının zilyetlikle kazanılması mümkün değildir. Ayrıca, çıkarma işleminin 3302 Sayılı Yasaya göre yapıldığı da belirlendiğine göre bu yerin Hazine adına orman dışarısına çıkarılacağı da tartışmasızdır. Ancak, anılan yasayla yapılan çıkarma işleminden sonra çekişmeli yer Hazinenin özel mülkü olmuş, Belediyece bu yere imar sokulmuş ve şuyulandırmaya tabi tutulmuştur.
Böylece, çekişmeli taşınmaz idari bir işleme konu edilmiştir. Diğer bir anlatımla, dava konusu taşınmazın sicilinin temeli idari bir karara dayanmaktadır.
Ne var ki, Mahkemece, idari karar irdelenmemiş, kararın ayakta olup olmadığı geçerliliğini koruyup korumadığı tartışılmamıştır.
Hal böyle olunca, belirtilen şekilde idari kararın irdelenmesi çekişmeli taşınmazın idari kararla oluşan mülkiyet alanında olup olmadığının belirlenmesi, ondan sonra bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 07.04.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy