(4721 S. K. m. 1025)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacı, miras bırakanının paydaşı bulunduğu dava konusu 47 parça taşınmazın intikal ve devir işlemleri yapılırken kendi iştirak payının hile ile alınan vekaletin kötüye kullanılması suretiyle davalılar adına iştirak halinde mülk şeklinde kayıt edildiğini ileri sürerek miras payı oranında iptal ve tescil istemiştir.
Davalılar, harici sulh anlaşması gereğince davacıya pay verilmeyip dava dışı 46 nolu parsel ve para verildiğini belirtip davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, önceden verilen kararın Dairece, davada elbirliği halinde mülkiyetin söz konusu olduğu, dava dışı ortakların bulunduğu, onların olurlarının alınması ya da tereke temsilcisi aracılığı ile davanın sürdürülmesi gerektiğine işaret edilerek bozulması üzerine bozmaya uyularak terekeye temsilci atanmış ve mahkemece davacının rızası ile vekaletname verilerek devir ve intikallerin yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde duruşma istemli temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi A. S. Çalıkoğlu'nun raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Duruşma isteği değeri tutulmadığından reddedildi. Gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davalı N.'in davacıdan aldığı, 12.8.1994 tarihli vekaleti kullanmak suretiyle 21.9.1994, 4.11.1994 tarihli iki ayrı akitle davacının miras bırakanlarından intikal eden 47 parça taşınmazdaki iştirak payını davalılardan İbrahim'e temlik ettiği görülmektedir.
Davalılar, sözü edilen temliklerin, ortak miras bırakanlarından gelen iştirak paylarının devri amaçlı verilen vekaletnamedeki temsil yetkisine uygun olarak gerçekleştirildiğini, yapılan pay temlikleri karşılığında da, yine miras bırakandan gelen 46 parselin müstakilen davacıya verildiğini savunmuşlardır.
Dosya içeriğinden vekaletin veriliş sebebi yönünden taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmadığı anlaşılmaktadır. Ne var ki davacı, vekaletnamenin kullanılması neticesinde davalıların el ve işbirliği ile kendilerini zararlandırdıklarını ileri sürmüş; bu iddia açısından mahkemece yeterli bir araştırma yapılmamıştır.
Bu durumda, davalıya temlik edilen 47 parça taşınmazdaki davacı paylarının temlik tarihi itibariyle değerinin saptanması, diğer taraftan pay devri karşılığı davacıya verildiği ileri sürülen 46 parselin tespit edilen bedelleri ile kıyaslanması, davacının bir zarara uğratılıp uğratılmadığının açıklığa kavuşturulması, ondan sonra bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir.
Sonuç: Davacının temyiz itirazı yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 25.04.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy