(4721 S. K. m. 683)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacı, 240 parsel sayılı taşınmazına davalının köy senediyle satın aldığı iddiasıyla bina yapmak suretiyle elattığını ileri sürerek, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğinde bulunmuştur.
Davalı, taşınmazı davacıdan 30 yıl önce köy heyetinin huzurunda, harici satış senediyle satın alarak üzerine 1973 yılında iyi niyetle ev yaptığını belirterek, davanın reddini savunmuş, aksi halde, satış bedeli olan 8000 liranın günün şartlarına uyarlanarak değeri ile 50 milyar lira bina değerinin ödenmesine kadar hapis hakkı tanınmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacının dava konusu 240 parselden 9.9.1971 tarihli harici satış senedi ile bir kısım yerini davalıya sattığı, davalının bu yer üzerine 3 katlı bina inşa ederek, malik sıfatıyla zilyet ettiği, davacının günün şartlarına göre değeri ile bina değerini karşılaması gerektiğinden bahisle davanın ispat edilmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, tetkik hakimi S. Türközmen'in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Bilindiği üzere; çaplı taşınmaza elatmanın önlenilmesi davalarında öncelikle çap kaydının ya da kayıtlarının getirtilerek tarafların tüm delilleri toplanılmalı, dosya keşfe hazır hale geldikten sonra yapılacak uygulamada çekişmeli yer ile yanların ellerinde bulunan kısımların sınırları tarafların ortak beyanlarına göre açıklığa kavuşturulmalı, gerektiğinde bu yön taşınmaz başında dinlenecek yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile kuşkuya yer bırakmayacak biçimde saptanmalıdır. Daha sonra belirlenen bu durum göz önünde tutularak hazır bulundurulan kadastro fen memuru veya mühendisi sıfat ve yeteneğini taşıyan uzman bilirkişi veya bilirkişilere kadastro sırasında konan nirengi noktalarından, bunlar yoksa hem paftada hem arazide mevcut sabit noktalardan yararlanılarak takometrik aletlerle kadastral yöntemlere uygun biçimde ölçüm yaptırılmalı; bilirkişilerden uygulamayı yansıtan, infazı sağlamaya yeterli ve özellikle davacı tarafın taşınmazına bir tecavüzün bulunup bulunmadığını varsa miktarını açıkça gösteren kroki ve rapor alınmalıdır.
Somut olaya gelince; Mahkemece, yukarıda öngörüldüğü anlamda bir uygulama yapılmadığı gibi, yıkımı istenen bina bakımından da bir inceleme yapılmadan hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Eksik soruşturmayla hüküm kurulamaz.
Hal böyle olunca; yukarıda belirtildiği şekilde soruşturmanın tamamlanması, ondan sonra bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün yukarıda açıklanan nedenlerden ötürü HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine 25.04.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy