(3402 S. K. m. 12)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacı, murisin gayri resmi eşinden olma kızı olduğunu, murisin kendisinden mal kaçırmak amacıyla 3 parça taşınmazını eşi olan davalıya bağışladığını, ancak işlemlerin satış şeklinde yapıldığını ileri sürerek muvazaa nedeniyle pay oranında tapu iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur.
Davalı, taşınmazlarını 1955 yılında satın aldığını, satışın gerçek olduğunu, 10 yıllık hak düşüm süresinin geçtiğini savunup davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalı eşe yapılan temlikin aslında mal kaçırma amacı ile yapılmış olduğu ve muvazaanın gerçekleştiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi Hüseyin Çelik'in raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğine, toplanan delillere göre, davaya konu edilen 18 ve 23 parsellerin miras bırakan tarafından davalıya mirasçılardan mal kaçırmak amacı ile muvazaalı olarak temlik edildiği anlaşıldığına göre bu parseller bakımından davanın kabul edilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davalının bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine.
Ancak 32 parsel sayılı taşınmaza revizyon gören 10.9.1971 tarih ve 7 nolu tapunun geldisi olan 19.6.1958 tarih ve 4 nolu tapulu taşınmazın o tarihte miras bırakan İbrahim A. tarafından davalıya satıldığı, keza murisin tespit öncesi 27.8.1975 tarihinde öldüğü, anılan taşınmazın 20.2.1989 tarihinde yukarıda belirtilen tapu kaydına göre davalı adına kadastroca tespit ve tescilinin yapıldığı ve tespitin kesinleştiği anlaşılmaktadır. Gerek tespite dayanak yapılan satış işlemi, gerekse dava hakkının doğumuna esas teşkil eden miras bırakanın ölüm tarihinin kesinleşen kadastro tespitinden önce olduğu, davanın ise tespitten sonra 3402 Sayılı Yasanın 12/3 maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşüm süresi geçtikten sonra açtığı gözetilerek 32 nolu parsel yönünden davanın hak düşüm süresi geçtiğinden reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile bu parsel hakkında da davanın kabulü doğru değildir.
Sonuç: Davalının bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile kararın yukarıda açıklanan nedenlerle HUMK.'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 1.5.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy