(1163 S. K. m. 14)
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, hükmen maliki bulunduğu çekişme konusu 2 nolu parsel sayılı taşınmazın tapu kaydına, önceki malik Mete A.'nun borcu nedeniyle konulan haciz şerhinin kaldırılması ve muarazanın giderilmesi isteğinde bulunmuştur. Davalı, borçlu Mete A.'nun çekişmeli taşınmazın tapu kaydında halen malik görüldüğünü, bu nedenle iyiniyetle tapu kaydına dayanılarak şerhin konulduğunu belirtip, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı tarafın bir kamu kuruluşu bulunduğu, iyiniyetle hareket edilerek kamu alacağına dayalı olarak taşınmaz üzerine haciz konduğunu, bilahare tapu kaydının iptal edilmesiyle haciz işleminin kalkmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, tetkik hakimi A. Sevil Çalıkoğlu'nun raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
KARAR
Dava, hükmen intikal den taşınmazın tapu kaydına konulan haciz şerhinin silinmesi (terkini) istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delilerden; tapu kaydında taşınmazın mülkiyetinin çekişmeli olduğuna ilişkin bir şerh yazılı iken (Davacı tarafından iptal tescil davası açıldığı şerhi) davalı SSK. Genel Müdürlüğü tarafından o tarihte tapuda kayıt maliki gözüken Mete A.'nun borcu sebebiyle dava konusu şerhin konulduğu anlaşılmaktadır.
31.12.1997 tarihinde kooperatif payı adına tescil edilen dava dışı Mete'nin kooperatifteki söz konusu payını 12.4.1998 tarihli noter sözleşmesi ile dava dışı Oktay'a onunda 13.4.1998 tarihinde aynı hissesini davacı Sait'e noter aracılığıyla devrettiği ve anılan devir işlemlerinin kooperatif Yönetim Kurulunca kabul edildiği de sabittir.
Pay devri ile gerçekleşen kooperatif hissesine ilişkin mülkiyet hakkının da anılan tasarrufa bağlantılı olarak devir alana geçeceği 1163 Sayılı Yasa hükmü gereğidir. Devir ile birlikte devreden üyenin hakla bağlantısının kesileceği kuşkusuzdur. Öte yandan, kesinleşen takip sonucu oluşan borçtan dolayı haczinde mevcut bir hak veya alacak üzerine konması gerekeceği muhakkaktır. Taşınmaz kaydı üzerine 11.6.1999 tarihinde haciz şerhi konduğunda, dava dışı Mete'nin kooperatif üyeliğinden kaynaklanan bir hakkın bulunmadığı sabittir.
Hal böyle olunca, davanın kabulü ile şerhin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 25.4.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy