(4721 S. K. m. 1023)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacı, miras bırakanı A.'nin ölümü ile davalılardan R.'nin, usulsüz olarak aldığı ve tek mirasçı görüldüğü mirasçılık belgesi ile ortak miras bırakana ait 97 parsel sayılı taşınmazda bulunan 2/3 payını adına intikal ettirip, diğer davalıya satış yoluyla temlik ettiğini, Ayşe'nin kendisi ve davalı dışında başka mirasçılarının da bulunduğunu belirtip, tapu iptal ile müşterek mülkiyete çevrilmek suretiyle mirasçılar adına tescil istemiştir.
Davalılardan R., kendisine yapılan intikal ve diğer davalıya yaptığı temlikin usulsüz olduğunu belirtip, davanın kabulünü istemiştir.
Davalı Ali, iyiniyetle satın aldığını bildirip, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı A.'nin iyi niyetli olarak taşınmazı satın aldığının kanıtlandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, tetkik hakimi Ö. Bozkurtgil'in raporu okundu:
Karar: Dava, ketmi verese iddiasına dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğine, toplanan delillere göre, çekişmeli 97 parsel sayılı taşınmazın paylı mülkiyet üzere olduğu, 2/3 payının davacının da miras bırakanı olan Ayşe'ye ait iken davalılardan R.'nin aldığı hasımsız veraset ilamına dayalı olarak, davacıyı ketmetmek suretiyle adına intikal sağladığı, aynı akitle taşınmazdaki bu payını davalı A.'ye satış yoluyla temlik ettiği görülmektedir.
Ketmi verese olgusunun, (yani davacının miras dışı tutulmak suretiyle temlikin sağlandığı) gerek davalılardan R.'nin açık beyanı, gerekse dosyada bulunan ve itiraza uğramayan 5.8.1998 tarih 1998/808 esas 1998/1109 Karar sayılı Zeytinburnu Sulh Hukuk Mahkemesinin veraset ilamı kapsamıyla saptandığı anlaşılmaktadır. Bu olgu tarafların ve mahkemenin de kabulündedir.
Ne var ki, mahkemece son kayıt maliki A.'nin iyi niyetli olduğundan söz edilerek davanın reddine karar verilmiştir. Oysa çekişmeli 97 parsel sayılı taşınmazın 1/3 payının davalı Ali'nin dedesi Numan'a ait olduğu dosya içerisindeki nüfus kayıtlarından anlaşıldığı gibi, taşınmazın önceden davalı Ali'nin babası tarafından tasarruf edilegeldiği, gerek babası, gerekse davalının tasarruf karşılığı bir bedeli davacıya ödedikleri tanık anlatımlarıyla belirlenmiştir. Bütün bu olgular karşısında, davalı Ali'nin ketmi verese olgusunu bilebilecek durumda bulunduğu sonucuna varılmaktadır. Medeni Kanunun 1023 maddesinde öngörülen özen borcunu yerine getirmediği anlaşılan davalının aynı yasanın koruyuculuğundan da yararlanması düşünülemez.
Hal böyle olunca, davalı R.'nin kendi payını da davalıya sattığı dikkate alınmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere reddedilmesi doğru değildir.
Sonuç: Davacının temyiz itirazı yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK. nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 28.04.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy