(4721 S. K. m.683)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davaca Hazine, rumlardan kalan taşınmazın kadastro sırasında Hazine ile davalılar adına paylı olarak 193 parsel sayısı ile tespit edildiğini ileri sürerek, davalılara ait payların iptali ile Hazine adına tescilini ve davalıların elatmasının önlenmesini istemiştir.
Bir kısım davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Davanın reddine dair önceden verilen kararın Dairece, kesin hüküm bulunmadığı, delillerin toplanıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğine değinilerek bozulması üzerine mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda, davanın reddine ilişkin verilen karar bu kez Dairece "dava konusu parsel tespitine esas alınan tapu kaydının dava dışı 86 nolu parsele de uygulandığı gözönünde tutulmak suretiyle yerinde uygulanması, tapu kaydına kapsam tayin edilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği"gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davacı ve bir kısım davalılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, tetkik hakimi A. Sevil Çalıkoğlu'nun raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, firari mütegayyip eşhastan kalan taşınmazın tapu kaydının iptali ve hazine adına tescili ile elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davacı Hazinenin iskan kaydında miktar fazlası şerhi bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriğinden ve toplanan delilerden, dava konusu taşınmazın, miktar fazlasının hazineye ait olduğu yolundaki şerh dikkate alınarak hazine ve davalılar adına kadastroca paylandırılmak suretiyle tespit edildiği ve tapuya bu şekilde kaydedildiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla davacı Hazinenin temyiz itirazları yerinde değildir.reddine.
Ancak, 193 ve 86 pasel sayılı taşınmazların öncesinin 1771 Sayılı Yasaya göre düzenlenen dağıtım tapusu olduğu, anılan parsellere komşu taşınmazların da 1771 sayılı İskan Yasasına göre dağıtıma tabi tutulduğu, dava konusu taşınmazın tapu kaydının Doğuda Mehmet oğlu Ahmet Baştak'a sınır gösterdiği, kayden ve fiilen Anastas yerinin bulunmadığı böylelikle, tapu kayıtlarının da sabit olduğu anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere, miktar fazlasından sözedilerek hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Temyiz eden davalıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA alınan peşin harcın temyiz eden bir kısım davalılara geri verilmesine 14.5.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy