(4721 S. K. m. 706) (818 S. K. m. 213) (2644 S. K. m. 26)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacı, ortak murisleri Rabia Ö.'in 1258 parsel sayılı taşınmazdaki 1/3 payını diğer mirasçılarından mal kaçırmak kastıyla davalılara satış göstererek bedelsiz devrettiğini ileri sürüp tapu kaydının iptali ile payı oranında tescilini, dava konusu taşınmazın davadan önce kötü niyetli olarak elden çıkarılmış olması halinde 3.000.000.000 TL. tazminatın faizi ile birlikte ödenmesini istemiştir.
Davalılar, dava konusu taşınmazın murisin paraya ihtiyacı nedeniyle kendilerine satıldığını, murisin sağlığında mallarını mirasçıları arasında paylaştırdığını ileri sürüp davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Uygulamada ve öğretide muris muvazaası olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l.4.1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler. Hemen belirtmek gerekir ki bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşınmaktadır. Bunun içinde ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Somut olaya gelince, dosya içerisinde mevcut Didim Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/224 esas sayılı dosyasından, dava dışı mirasçı Havva tarafından aynı hukuki sebebe dayalı olarak aynı taşınmaz için davalılar aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sırasında, davalılar ile davacı Havva arasında yapılan protokol ile davalıların, davacıya ait miras hakkını tanıdıkları ve miras payına karşılık 2 adet taşınmaz verdikleri anlaşılmaktadır. Bu protokol ve buna dayalı hükmün çekişmeli taşınmazın miras bırakan tarafından davalılara bedelsiz olarak devredildiğini kabul anlamını taşıdığı, kuşkuya yer bırakmayacak kadar açıktır. Keza, aynı dosya içerisindeki tanık beyanları taşınmazın satış ile rayiç değeri arasındaki aşırı farkı belirleyen bilirkişi tespitleri de bu konuyu doğrular niteliktedir. Bu durumda sözü edilen dosya ve orada toplanan delillerin eldeki dava için yeterli sübut delilleri olduğu kabul edilmelidir.
Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 22.05.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy