(1086 S. K. m. 159, 163) (818 S. K. m. 18)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, ortak miras bırakanın, hiçbir nedeni yokken, 269 ada 458 parsel üzerindeki binanın 38 nolu bağımsız bölümünü üçüncü eşinin etkisiyle davalıya muvazaalı olarak temlik ettiğinden, miras payları oranında iptal ve tescil istemişlerdir.
Davalı, murise baktığını, tedavisiyle ilgilendiğini, muvazaalı işlem yapılmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacılara ait keşif için verilen kesin önelin yerine getirilmediği ve davanın kesin ve inandırıcı delillerle ispatlanamaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi S. A.'ün raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, muris muvazzası hukuksal nedenine dayalı miras payı oranında tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, keşif için, davacıya iki kez önel verildiği, davacının, mahkemece heyetini keşfe götürmediği ve davacıların davayı ispat için yeterli ve kesin delil sunamadıklarından bahisle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, muris muvazaası iddiası, her türlü delille ispatlanabilir. Öte yandan, eldeki davadaki keşfin amacı, çekişmeli yerin akit tarihine göre gerçek bedelini saptamaktır. Oysa, bedeller arasındaki oransızlık tek başına muvazaanın kanıtı olamaz. Kaldı ki, mahkemece, keşif için verilen ara kararı da usulüne uygun değildir.
Şöyle ki; davaların kısa zamanda sonuçlandırılması, adaletin bir an önce tecellisi için, taraflarca veya Mahkemelerce yapılması gereken bir kısım adli işlemler sürelere bağlanmıştır. Bilindiği üzere bu sürelerin bazılarını kanun bizzat belirlerken bir kısmını işin özelliğine, tarafların durumlarına göre belirlemesi için hakime bırakmıştır. Kanuni süreler açıkça belirtilen ayrıcalıklar dışında kesindir. Bu nedenle HUMKnun 159. maddesinde açık hükmünde belirtildiği gibi kanunun tayin ettiği süreler hakim tarafından azaltıp çoğaltılamaz. Buna karşın, aynı yasanın 163. maddesine göre hakimin belirlediği süreler ise kural olarak kesin değildir. Hakim tayin ettiği süreyi henüz dolmadan azaltıp çoğaltacağı gibi, süre geçtikten sonra da tarafın isteği üzerine yeni bir süre tanıma yoluna da gidebilir. Bu takdirde verilen ikinci süre kesindir. Ancak, hakim kendi belirlediği sürenin kesin olduğuna da karar verebilir. Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına usulü kazanılmış hak doğacağı da kuşkusuzdur.
Hemen belirtmek gerekir ki, ister kanun, isterse hakim tarafından tayin edilmiş olsun kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak yoktur. Böylece kesin sürenin kaçırılması; o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, bazen davanın kaybedilmesine dahi neden olmaktadır. Bu itibarla geciken adaletinde bir adaletsizlik olduğu düşüncesinden hareketle, davaların yok yere uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere konan kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Öncelikle, kesin süreye ilişkin ara kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir. Bunun yanında verilen süre yeterli, emredilen işler, gerekli ve yapılabilir nitelik taşımalı, ayrıca hakim süreye uyulmamanın sonuçlarını açıkça anlatmalı, tarafları uyarmalıdır. Öte yandan, kesin süre tarafların yanında hakimi de bağlayacağından uyulmaması halinde gereği hakim tarafından hemen yerine getirilmelidir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.12.2002 gün ve 2002/4-1002 Esas 992 Karar sayılı inancıda bu yoldadır.
Sonuç: Hal böyle olunca, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda tüm delillerin toplanması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir. Davacıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan sebeplerden ötürü HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 02.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy