(1086 S. K. m. 186)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı hazine, davalının devletin hüküm ve tasarrufu altındaki kıyının bir kısmını kendi adlarına tescil ettirip muhtesat yaptıklarını, kullandıklarını, kamu malı olan kıyının özel mülkiyet konusu olamayacağını ileri sürerek, tapunun kıyı içerisinde kalan kısmının iptalini, buradaki muhtesatların yıkılmasını ve elatmanın önlenilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ise, taşınmazın kıyı ile ilgisi olmadığını, kendisine ait olduğunu savunup, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ilişkin karar Dairece "3621 Sayılı Yasaya göre inceleme yapılması gerektiği" gerekçesi ile bozulması üzerine, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davacı Hazine ve davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı Hazine, dava konusu 13 parsel sayılı taşınmazın bir kısmının kıyı kenar çizgisi içinde kaldığını ileri sürerek, tapu kaydının iptaline, müdahalenin men'ine, yapıların yıkılmasına ve kumluk olarak sınırlandırmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, mahallinde keşif yapılmış, 28.11.1997 tarih 1996/5 esas 1997/3 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca uzman bilirkişilerden kıyı kenar çizgisi hakkında rapor alınmış, bilirkişilerin belirlediği rapora göre hüküm kurulmuştur. Ne var ki, dava konusu 13 parsel sayılı taşınmaz hükümden önce dava dışı Hüseyin Fırat'a kayden devredilmiş olup, yeni malik HUMK.'nun 186. maddesi uyarınca davaya dahil edilmeden hüküm kurulmuştur.
Bilindiği üzere; dava açıldıktan sonrada sınırlayıcı bir neden bulunmadığı takdirde dava konusu malın veya hakkın üçüncü kişilere devredilebilmesi tasarruf serbestisi kuralının bir gereği, hak sahibi veya malik olmanın da doğal bir sonucudur. Usul Hukukumuzda da ayrık durumlar dışında dava konusu mal veya hakkın davanın devamı sırasında devredilebileceği kabul edilmiş, HUMK.'nun 186. maddesinde dava konusunun taraflarca üçüncü kişiye devir ve temliki halinde yapılacak usuli işlemler düzenlenmiştir. Söz konusu madde hükmüne göre iki taraftan biri dava konusunu ( müddeabihi ) bir başkasına temlik ettiği takdirde diğer taraf seçim hakkını kullanmakta dilerse temlik eden ile olan davasını takipten vazgeçerek davayı devralan kişiye yöneltmekte dilerse davasına temlik eden kişi hakkında tazminat davası olarak devam edebilmektedir. Kendiliğinden ( resen ) gözetilmesi zorunlu bulunan bu usul kuralına göre, Mahkemece diğer yana seçimlik hakkı hatırlatılarak davaya hangi kişi hakkında devam edeceği sorulmalı, sonucuna göre işlem yapılmalıdır.
Somut olaya gelince, dava konusu taşınmaz dava devam ederken dava dışı üçüncü kişiye devredildiği halde yukarıda belirtilen ilke ve olgulara uyulmadan davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. HUMK.nun 186. maddesinin açık kuralları göz önünde bulundurulmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Sonuç: Davacı ve davalıların bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile yukarıda açıklanan nedenlerle kararın HUMK.'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 3.7.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy