(818 S. K. m. 24)
Dava : Taraflar arasında görülen davada; Davacı, 3912 ada 1 parselde kayıtlı 310 m2 arsayı 1999 da Bekir Korkmaz'dan satın alarak üzerine ev yaptığını, taşınmazı satın aldığı Bekir Korkmaz'ın 3912 ada 2 parselin de maliki olduğundan tapuda işlem yapılırken yanlışlıkla kendisine 1 parsel yerine 2 parselin devredildiğini, 2 parsel maliklerinin kendi aleyhine açtıkları bu sebebe dayalı tapu iptal-tescil davasının kabulle sonuçlandığını ileri sürüp tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir.
Davalılardan Halil Gür ve Tevfik Demirel, duruşmaya katılarak davaya bir diyeceklerinin olmadığını bildirmişler, diğer davalılar Fatma Yaşa ve Mustafa Yıldız duruşmalara katılmamış, yanıt da vermemişlerdir.
Mahkemece, davacıya ait evin 3912 ada 1 parselin 204.70 m2 lik kısmı üzerinde bulunduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı Mustafa Yıldız tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Senem Altınbulak'ın raporu okundu, düşüncesi alındı, dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, hata hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescili isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; özellikle çap kayıtlarından; çekişme konusu -1- sayılı parselin kayden davalılara ait olduğu ve onların mülkiyetinde bulunduğu, dava dışı 2 sayılı parselin sicil kaydının Bekir Korkmaz'a ait iken 1999 tarihinde temlik sonucu kayden davacıya geçtiği bu parselle ilgili olarak davalıların eldeki davanın davacısı aleyhine açtıkları iptal ve tescil davasının Konya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/542 esas, 2002/1014 karar sayılı ve 12.12.2002 günlü kararı ile kabulle sonuçlanıp Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, ayrıca eldeki davanın davalılarından Mustafa Yıldız tarafından paydaşı bulunduğu çekişme konusu -1- sayılı parsel yönünden davacı aleyhine açılan elatmanın önlenmesi ve kal davasının da kabulle sonuçlandığı ve temyiz edilmeyerek kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Gerçekten de, davadaki iddianın ileri sürülüş biçimi ve içeriği itibariyle, özellikle, gerçekleşen yukarıda değinilen olgulara göre; temlik eden Bekir'in maliki olmadığı, davalılara ait -1- nolu parseli davacıya göstererek kendisine ait 2 sayılı parseli sattığı ve bu 2 sayılı parselin kayden davacıya intikal ettirildiği görülmektedir. Bu hale göre, çekişme konusu 1 sayılı parsel davacının taşınmazı satın alma tarihinde kayden Bekir'e ait olmadığı gibi, ilk tesisinden itibaren tedavül kayıtlarında da hiçbir zaman Bekir'in bu taşınmazda malik olmadığı çap kayıtlarıyla sabittir.
Başka bir anlatımla, davacının bayii olan dava dışı Bekir'in mülkiyeti kendisine ait olmayan kayden davalıların malik oldukları- kuzeydeki -1- parsel sayılı taşınmazı kendisininmiş gibi göstererek güneydeki kendisine ait -2- sayılı parseli davacıya temlik etmek suretiyle davacıyı hileye düşürdüğü tartışmasızdır. Davacının bayiine karşı onun hileli işleminden kaynaklanan kişisel haklarının saklı olduğu kuşkusuzdur.
Nevar ki, dava dışı Bekir'in hileli işlemlerine katıldıkları iddia ve ispat edilemeyen 1 parsel sayılı taşınmazdan hak talebi ile bu taşınmazın kayıt maliklerine yönelik davanın dinlenme olanağı yoktur.
Sonuç: Hal böyle olunca, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin yanılgılı değerlendirilmesi sonucu yazılı olduğu üzere davanın kabulüne hükmedilmesi doğru değildir. Davalının temyiz itirazı yerindedir, kabulüne. HUMK.nun 428. maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 29.1.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy