(4721 S. K. m. 1023, 1025)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, 177 ada 20 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti sırasında adına tespit edilerek kesinleştiğini, tescil için evraklar Tapu Sicil Müdürlüğüne gönderildiğinde yanlışlıkla kendisi yerine Hazine adına tescil edildiğini, Hazinenin bu yeri Mustafa'ya, onun da davalıya sattığını, davalının kötü niyetli olduğunu ileri sürüp, tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir.
Davalı, tapuda yapılan yanlışlıktan haberi olmadığını, dava konusu taşınmazı Mustafa'dan, Mustafa Ş'in de Hazineden açık artırma ile satın aldığını bildirip, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, Hazine adına oluşturulan tapu kaydının yolsuz tescile dayalı olduğu, olayda Türk Medeni Kanununun 1023. maddesinin uygulama yeri bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Dava, tapu iptali - tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu 177 ada 20 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin davacı adına yapıldığı ve 25.12.1981 tarihinde kesinleştiği, buna karşın taşınmazın dava dışı Hazine adına tescil edildiği, daha sonra 19.12.1994 tarihinde satışından Mustafa 'ya, onun tarafından da 10.04.1995 tarihinde davalıya satış yoluyla intikal ettirildiği anlaşılmaktadır.
Davacı adına kadastroca tespit edilen taşınmazın Hazine adına tescil edilmiş olması Türke Medeni Kanununun 1025. maddesi anlamında yolsuz tescil niteliği taşıdığı tartışmasızdır. Ne var ki; Hazine adına sicilin oluşmasından sonra vaki el değiştirmelerde Türk Medeni Kanununun 1023. maddesinin uygulama yeri bulacağı da kuşkusuzdur. Nitekim davalı iyiniyet savunmasında bulunmuş, mahkemece bu yolda bir araştırma yapılmamıştır.
Bilindiği üzere;
Hal böyle olunca, davalının iyiniyetle edinim savı yönünden yukarıda açıklanan ilkeler gözetilmek suretiyle gerekli araştırmalar yapılması, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün H.U.M.K.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 04.03.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy