(4721 S. K. m. 683)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, maliki bulunduğu 8 parsel sayılı taşınmazdaki dairesinin davalı tarafından haksız olarak işgal edildiğini ileri sürerek, elatmanın önlenmesine ve toplam 1.600.000.000 Tl. ecrimisilin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, taşınmazı davacıdan satın aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının taşınmazı zilyet sıfatı ile kullandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından süresinde duruşmalı olarak temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 4.5.2004 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen vekili avukat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verilen ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı bilahare Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 8 parsel sayılı taşınmazın kayden davacı adına bulunduğu, taraflar arasında düzenlenen 10.12.1998 tarihli sözleşme ile taşınmazdaki dava konusu dairenin satışının davalıya vaadedildiği anlaşılmaktadır. Ayrıca, davalının çekişmeli bu yerde davacının muvafakatı ile oturduğu da sabittir.
Belirlenen bu olgular bakımından, davalının satış vaadinden kaynaklanan kişisel hak sahibi olduğu; davacının ise taşınmazda mülkiyetten kaynaklanan hakkı bulunduğu açıktır. Böyle bir durumda, hakların çatışması halinde, mülkiyet hakkına üstünlük tanınmak suretiyle çekişmeye çözüm getirilmesi zorunludur.
Hal böyle olunca, elatmanın önlenmesi isteğinin kabulüne ve koşulları mevcut olduğu takdirde hesaplanacak ecrimisilin tahsiline karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 4.12.2003 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 375.000.000 Tl. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 4.5.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy