(4721 S. K. m. 683)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, dava konusu yapının kısmen adına kayıtlı imar parseli içerisinde, kısmen de imar yolunda kaldığını ileri sürerek, elatmanın önlenmesini ve yapının yıkımını istemiştir.
Davalı Engin İnanç, yapının bedeli ödenmek suretiyle yıkımına karar verilebileceğini söylemiş, daha sonra yapı enkazı ve bedeli yönünden bir talebi olmadığını bildirmiştir.
Diğer davalılar ise, çekişmeli yapının kendilerine ait bulunduğunu, bedelinin ödenmesi gerektiğini savunmuşlardır.
Mahkemece, davalılar Ali Kotancı ve Engin İnanç bakımından davanın reddine; davalı şirket hakkındaki davanın kısmen kabulüne, yapının davacı parselinde kalan toplam 148 m2 lik kısmının bedeli olan 22.200.000.000.TL. nın davacı tarafça davalı şirket adına bankaya yatırılmasına, ondan sonra yıkımına ve elatmanın önlenmesine, enkazının davalı şirkete verilmesine, kentsel alan ve yola tecavüzle ilgili isteğin, davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığından reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Murat Ataker'in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Dava, imar parseline ve yola elatmanın önlenmesi, yıkım isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; yıkımı istenen çelik konstrüksiyon fabrika binasının büyük bölümünün arsa nitelikli 1958, 1959, 1960 ve 1961 sayılı kadastral parseller, diğer bölümünün de yol üzerinde yer aldığı, belediye cevabi yazısında kaçak yapı vasfını taşıdığının bildirildiği, 1999 yılında tescil edilen imar uygulaması sonucunda kısmen davacının paydaşı bulunduğu 28169 ada 1 nolu imar parselinde, kısmen yolda ve kısmen de kent meydanında kaldığı, kadastral parsellerin imardan önce satışlarla kayden el değiştirdiği, fabrika binasının ise taşınmazların satışından ayrı olarak harici satışa konu edildiği ve davalı şirket tarafından kadastral parsellerin önceki maliklerinden Cemal Bozkuş'tan, imar uygulamasından sonra 04.10.2000 tarihli noter satış sözleşmesi ile satın alındığı; ayrıca davalı şirketin çekişmeli yerde gerek imar öncesi gerekse imar sonrasında kayda dayalı bir hakkının bulamadığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, muhtesat arzın mütemmim cüz'ü olup, sicile yansımayan harici satışın, zeminde kayda dayalı bir hakkı bulunmayan davalı şirkete mülkiyet hukuku bakımından korunmaya değer bir yarar sağlamayacağı açıktır. Bunun yanında, paydaşı olduğu imar parselinin cephesindeki imar yoluna elatmasından dolayı davacının yararlanma hakkından kaynaklanan elatmanın önlenmesi davası açabileceği de kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca; herhangi bir bedel ödetilmeksizin davacı taşınmazına ve imar yoluna davalının elatmasının önlenmesine ve yıkıma karar verilmesi yerine, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir. Davacının temyiz itirazı yerindedir.
Sonuç: Kabulüyle hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 07.04.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy