(4721 S. K. m. 683, 718, 727)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, Boğazköprü-Ulukışla hat güzergahında, Hüyük-Araplı istasyonları arasında davalının 7 ayrı noktadan enerji nakil hattı geçirerek demiryolu hattına müdahale ettiğini ileri sürüp, elatmanın önlenmesi ile elektrik nakil hatlarının kaldırılmasına karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının davacıya ait tren yolu üzerinden enerji nakil hattı geçirerek müdahale ettiği, iki hat yönünden davacının davasından feragat ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Emine Küçüksözen'in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Dava, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğine ilişkindir.
Mahkemece, Niğde Merkez İlçe-Hüyük-Araplı istasyonları arasındaki demiryolu güzergahında seyri sefer halindeki tren ve yolcuların can ve mal güvenliğini tehlikeye düşürecek şekilde izin almaksızın havadan bir çok noktadan alçak ve orta gerilimli enerji nakil hattı çekmek suretiyle davalının elattığından bahisle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ne var ki; kabul kararı kapsamında olan hususlar bakımından yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın hüküm kurmaya elverişli ve yeterli olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur.
Öncelikle, demiryolunun ve çekişme konusu enerji hatlarının davacı İdarenin mülkiyet alanında veya devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerde olduğunun belirlenmesinin taraflar arasındaki çekişmenin tanımlanması ve çekişmeye uygulanacak hükümlerin tayini bakımından önem taşıyacağı kuşkusuzdur. Dava dilekçesine ekli 373 ve 14614 sayılı parsellerle ilgili tapu senetlerinin içeriğinden davacı İdarece kamulaştırma yapıldığı görülmektedir. Ayrıca, davacı İdarenin dava öncesi davalıya çektiği ihtarnameden bilgisi dışında tesis edilen enerji hatları nedeniyle davalıdan bedel istediği ve davalıyı sözleşme yapmaya zorladığı anlaşılmaktadır. Somut bu olgu demiryolu ve takip ettiği güzergahın kamulaştırma neticesi oluşan İdarenin mülkiyet alanı içinde kaldığı ve enerji hatlarının da demiryolunun üzerindeki hava hattında tesis edildiği izlenimini uyandırmaktadır. Buna göre, yapılacak uygulama sonucu enerji hatlarının davacı İdarenin mülkiyetinde kaldığının saptanması halinde çekişmede Medeni Yasanın 718 ( eski 644 ) ve 727 ( eski 653 md. ) maddelerinin uygulama yeri bulacağı tartışmasızdır.
Oysa, mahkemece kamulaştırma evrakı getirtilmemiş, kamulaştırmanın sicile yansıyıp yansımadığı araştırılmamış, varsa harita ve çap kayıtları temin edilerek fen memuru veya harita mühendisi ( 5519 Sayılı Kanunun 1.Fıkrası gereğince ) sıfatını taşıyan teknik bilirkişiler aracılığıyla enerji nakil hatlarının davacı İdarenin mülkiyetinde mi yoksa devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yer üzerine yapılan demiryolunun hava hattında mı kaldığı belirlenmemiştir.
Bu açıklamalar ışığında yapılacak araştırma ve uygulama sonucu demiryolu üzerinde havadan geçirilen enerji hattının davacı İdarenin mülkiyeti dışında fakat devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerde kaldığının belirlenmesi durumunda yol ve kenarındaki boşluklar genelde yolun güvenlik alanı olarak ayrıldığı için demiryolu ile birlikte kamu malı niteliğinde olan, bu yerlere mal ve can güvenliği açısından çekilen enerji hattının bir zararının bulunup bulunmadığının varsa ne gibi önlemlerle giderilebileceğinin tereddüte yer bırakmayacak şekilde ehil bilirkişiler marifetiyle belirlenmesi, ve orada öngörülecek önlemlere hükmedilmesi gerekeceği kuşkusuzdur. Oysa, hükme esas alınan bilirkişi raporu belirtilen açıdan yetersizdir.
Hal böyle olunca, yukarıda değinilen olgular ve ilkeler çerçevesinde gereken araştırma ve incelemenin yapılması, soruşturmanın eksiksiz tamamlanması, sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru olmadığı gibi, dava feragat nedeniyle kısmen reddedildiği gözetilerek davalı vekili yararına avukatlık ücretine hükmedilmemesi ve yargılama giderlerinin kazanılan ve kaybedilen oranda taraflara yüklenmesi de isabetsizdir.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 14.04.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy