(3402 S. K. m. 12) (4721 S. K. m. 683)
Dava: Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada;
Davacı, maliki olduğu 29 parsel sayılı taşınmazındaki binanın bir kısmının davalıya ait 407 nolu parsele taşkın bulunduğunu, tecavüzün hatalı yapılan kadastro tespitinden kaynaklandığını ileri sürüp, taşkın kısmın tapusunun iptali ile adına tescilini istemiş, birleştirilen davasında ise, taşkın kısmın bedelini ödemek suretiyle, iyi niyetli olduğunu belirtip, temliken tescil istemiştir.
Davalı, karşı davasında maliki olduğu taşınmazına davacının yapısının taşkın bulunduğunu belirtip, yıkım suretiyle elatmanın önlenmesi isteğinde bulunmuştur.
Mahkemece, davalının maliki olduğu taşınmazın ifrazının mümkün olmadığı gerekçesiyle, tapu iptal-tescil davalarının reddine, karşı elatmanın önlenmesi ve yıkım davasının reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı ve davalı vekilleri tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Özgül Bozkurtgil'in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Asıl dava temliken tescil, birleşen dava kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptal ve tescil; karşı dava elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkindir.
Dosya içeriğinden toplanan delillerden; çekişme konusu 29 parsel sayılı taşınmazın kayden davacıya ait bulunduğu, anılan kaydın 25.02.1985 tarihli kadastro ile oluştuğu ve bu tarihte kesinleştiği, anılan parseldeki davacıya ait yapının komşu 407 parsele tecavüzlü olduğu görülmektedir.
Kaydın kesinleşme tarihi itibariyle 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükmü gözetildiğinde davacının kadastro öncesi nedene dayalı isteğinin reddedilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Ayrıca anılan taşkın kısmın komşu parselden ifrazı ile davacı adına tescilinin de olanaksızlığı belediyece bildirildiğine göre temliken tescil isteğinin reddedilmiş olması da doğrudur. Davacının temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine.
Ancak, yukarıda açıklandığı üzere, davacının karşı davacı taşınmazına taşkın yapısı bulunduğu sabit olup, temliken tescil davası reddedildiğine göre, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, bu isteğinde reddedilmiş olması doğru değildir. Karşı davacının temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 03.05.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy