(4721 S. K. m. 713) (3402 S. K. m. 18)
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı Hazine,G Köyü,K mevkiinde bulunan D= yol, B=Orus Arkı, K= Esat, G=Sulhattin tarlası ile çevrili taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden kalan, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu,taşınmaz üzerinde bazı şahıslarca zilyetlik sürdürmeye çalışıldığını,ancak yeterli zilyetliği tamamlayamadıklarını ileri sürüp hazine adına tescil istemiştir.
Davalı U Belediye Başkanlığı,taşınmazla kendilerinin bir ilgisi bulunmadığını,şahıslar tarafından kullanıldığını bildirip davanın reddini savunmuştur.
Bir kısım dahili davalılar,taşınmazın 1935 yılından beri Süleyman'ın onun ölümüyle de mirasçılarının tasarrufunda bulunduğunu,1998 yılında Süleyman mirasçıları tarafından dahili davalı Esat'a satılarak devredildiğini,taşınmazın hazineyle bir ilgisi bulunmadığını,kadim tarım arazisi olduğunu bildirip davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece,3402 Sayılı Yasanın 18. maddesine göre kanunları uyarınca devlete kalan taşınmazların tapuda kayıtlı olsun ya da olmasın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yolu ile kazanılamayacağı gerekçesi ile dahili davalılar yönünden davanın kabulüne,U Belediye Başkanlığı yönünden husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
Karar,dahili davalı Esat tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla;Tetkik Hakiminin raporu okundu,düşüncesi alındı.Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava,tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece,davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacı hazine,tescil talebinde bulunduğu yerin kaçak ve yitik kişilerden kaldığını ve bu yerin devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğunu ileri sürmüş,mahkemece de dava bu gerekçe ile kabul edilmiştir.
Dosya içeriğinden,toplanan delillerden,özellikle dosyada mevcut Tapu Sicil Müdürlüğü yazısından dava konusu yerin tapuda kayıtlı olmadığı,ilçede tedavül görmeyen eski kaydın bulunmadığı,4753 Sayılı Yasa uygulaması yapılmadığı ve kaçak,yitik kişilerden kalan kayıtlı yer bulunmadığı anlaşılmaktadır.Öte yandan yerinde yapılan keşif sırasında dinlenen bilirkişi ve tanık sözlerinin değinilen tapu yazısını doğruladığı,uygulamada taşınmazın güneyinde bulunan ve tescil ilamı ile oluşan 24.12.1953 tarih 175 nolu kaydın kuzey sınırı itibariyle davada yer alan dahili davalıların miras bırakanını okuduğu gözükmektedir.Bu bakımdan dava konusu yerin kaçak ve yitik kişilerden kaldığı iddiasının doğrulanmadığı sonucuna varılmaktadır.Öyle ise bu yerin özel mülkiyete konu olabileceğinde kuşku yoktur.
Nitekim,çekişmeli yerin uzun süreden beri davaya katılanların zilyetliğinde bulunduğu, bu yerde adı geçenlerce tarım yapıldığı ifade edilmiştir.
Hal böyle olunca,davaya katılan davalılara Türk Medeni Kanununun 713.maddesi (eski 639 md) hükmü gereğince tescil davası açmaları için önel verilmesi,açıldığı takdirde davaların birleştirilmesi,her iki dava bakımından gerekli araştırmanın yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.Davaya katılan davalının temyiz itirazları yerindedir.Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü H.U.M.K.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA , alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 20.05.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy