(4721 S. K. m. 683)
Dava: Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada;
Davacı, iştirak halinde mülkiyete konu 20 nolu parselin taksimi sonucu kendisine 26 nolu parselin kaldığını, komşu parsel maliki davalı Mehmet'in iki arazi arasındaki sınırı değiştirerek ziraat yapmak ve ağaçların ürünlerinden yararlanmak; dava Ahmet'in ise 26 parseldeki ev ile çevresindeki araziyi kullanmak suretiyle tecavüz ettiklerini ileri sürüp elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemiş, daha sonra ecrimisil isteminden vazgeçtiğini bildirmiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, Mehmet'in yargılama sırasında ölmesi nedeniyle konusuz kaldığı gerekçesi ile esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalı Ahmet yönünden iddianın sabit olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, ecrimisil istemi yönünden feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakiminin raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davalı Mehmet yönünden, ölmesi nedeniyle davanın konusuz kaldığı gerekçesi ile esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden kayden davacıya ait bulunan 26 parsel sayılı taşınmaza Mehmet'in eylemli olarak elattığı, elatmasının haklı ve geçerli bir nedeni bulunmadığı anlaşılmaktadır. Ancak, adı geçen davalının yargılama devam ederken 7.4.2000'de öldüğü, ölümünden sonra da çekişmeli taşınmaz bölümünde mirasçılar tarafından işgalin sürdürüldüğü, mirasçılara tebligat yapılarak taraf teşkili yönünden usulü işlemlerin tamamlandığı görülmektedir.
Gerçekten, yargılama sırasında davalının ölümü ile onun tarafından vaki haksız fiil niteliğindeki elatmanın sona erdiği kabul edilebilir. Ne var ki, miras bırakanın işgal ve zilyetliği ihlal iradesinin mirasçıları tarafından sürdürüldüğü, adı geçenlerin murislerine teban elatmaya devam ettikleri ve onlar da davada yer aldığına göre, haksız işgali sürdüren mirasçılar bakımından davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir. Davacının temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulüyle hükmün H.U.M.K.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 27.05.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy