(818 S. K. m. 242, 244)
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, tek erkek evladı olan davalıya ileride kendisine maddi destek sağlayacağını düşünerek dava konusu 341 ve 389 parsel sayılı taşınmazlarını rücu şartı ile hibe ettiğini ancak davalının davacıya ait taşınmazları traktör ve biçerdöveri satarak içkiye, kumara harcadığını ileri sürerek tapunun iptaliyle adına tescili isteğinde bulunmuştur.
Davalı davanın zamanaşımına uğradığını, iddiaların doğru olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, Borçlar Kanununun 244.maddesinde öngörülen bu bağıştan rücu koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüyle tapu iptal ve tescile karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla; duruşma günü olarak saptanan 6.7.2004 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili ile temyiz edilen vekili geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verilen ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı bilahare Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden, çekişme konusu 341,389 parsel sayılı taşınmazların Borçlar Kanununun 242/1 maddesinde öngörüldüğü şekilde 17.2.1986 tarihli akitle davacı tarafından davalıya rücu koşulu ile bağışlandığı görülmektedir.
Bilindiği üzere; bağışlayan sadece bağışlanan ile yakın ilişki içerisinde bulunup onun mirasçılarına bağışladığı malın geçmesini istemiyorsa B.K.nun 242/l maddesinde düzenlenen dönme (rücu) koşulu ile bağışlamada bulunabilir. Bu bağış türü söz konusu maddede aynen "bağışlayan bağışlananın kendisinden evvel vefatı halinde bağışlanılan şeyin mülkine rücu etmesini şart edebilir" şeklinde hükme bağlanmıştır. Dönme (rücu) koşulu ile bağışlama bağışlananın önce ölümü halinde şeyin bağışlanana dönmesi kaydını içeren hayattakiler arasında bir bağışlamadır. Burada bozucu (infisahi)bir koşul söz konusudur. Bu itibarla koşulun gerçekleşmesi halinde bağışa konu şeyin iadeten temlikine veya teslimine gerek kalmaksızın mülkiyeti kendiliğinden bağışlayana geri döner. Bozucu (infisahi) koşulla askıda (muallakta) bulunan tasarrufi işlem koşulun gerçekleşmesi ile hükümsüz hale geleceğinden bağışlanan üzerindeki tapu kaydıda illetten ve sebepten yoksun yolsuz bir tescil niteliğini alır. Bunun doğal sonucu olarak hükümsüz hale gelen işlem ve tescil zamanın geçmesi ile yeniden geçerlilik kazanamayacağından bağışlayan veya mirasçıları her zaman iptal ve tescil davası açabilirler.
Sözü edilen sözleşme uyarınca, temlike konu taşınmazların bağışlayanın Borçlar Kanununun 242 maddesinde belirtilen rücu şartının yerine gelmesi halinde bağışlayana geri dönmesi asıldır. Bunun yanında Borçlar Kanununun 244. maddesindeki koşulların oluşması da aynı zamanda iptal sebebini oluşturur.
Somut olayda; gerek Borçlar Kanununun 242, gerekse 244 maddesindeki rücu şartlarının davacı yararına oluştuğu söylenemez. Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir. Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine,4.12.2003 tarihinde yürürlüğe giren Avukat ücret tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 375.000.000 TL. duruşma avukat parasının temyiz edilenden alınmasına, 06.07.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy