(4721 S. K. m. 683)
Dava : Taraflar arasında görülen davada; Davacı, paydaşı bulunduğu 4 nolu parseldeki 15 ve 16 nolu dairelerin, haksız olarak davalı kullanımında olduğunu ileri sürüp, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğinde bulunmuştur.
Davalı, çekişmeli binanın kaçak olarak yalnızca 4 nolu parsele değil, paydaşı bulunduğu 5 nolu parsele de yapılandığını belirtip, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu binanın kaçak yapı olduğu, kaçak yapılarda elatmanın önlenmesi ve ecrimisilin talep edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde duruşmalı olarak temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 17.9.2004 Cuma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Av.D.Ali Orhan geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen vekili avukat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verilen ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı bilahare Tetkik Hakimi A.Sevil Çalıkoğlu tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı.
Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; davacının 4 parsel sayılı taşınmazda, davalının ise 5 parsel sayılı taşınmazda paydaş oldukları, anılan taşınmazlarda başka paydaşlarının da bulunduğu, dava dışı 6 parsel ile birlikte 4 ve 5 parsel sayılı taşınmazlar üzerine dava dışı 3. kişi tarafından yapı inşaa edildiği ve yapıda bağımsız bölümlerin oluştuğu anlaşılmaktadır.
Söz konusu yapının 4, 5 ve 6 parsel sayılı taşınmazların tevhidi yapılmaksızın kaçak olarak inşaa edildiği de sabittir. Taşınmazlardaki yapının kaçak olması anılan taşınmazlardaki paydan kaynaklanan mülkiyet, hakkının korunmasına engel teşkil etmez. Bu durumda, tarafların paydaşı bulundukları çap kayıtlarıyla belirli mülkiyet alanı dikkate alınmak suretiyle, varsa elatmanın belirlenmesi zorunludur.
Hal böyle olunca, taraf kayıtlarının yerine yeniden uygulanması, taşınmaz üzerine yapılan binadaki davalı tarafından elatılan bölümün belirlenmesi, davalının davacıya ait çap kaydı dahilinde bir yere elattığının saptanması halinde davanın kabul edilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Davacının temyiz itirazları bu nedenle yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 4.12.2003 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 375.000.000 TL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 17.9.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy