(4721 S. K. m. 684) (6785 S. K. m. 42) (3194 S. K. m. 18) (2981 S. K. m. 10)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, 137 parsel s. taşınmazın malikleri olduklarını, imar uygulaması ile davalı binasının 14.40 m2 lik kısmının 137 imar parsellerinde kaldığını ileri sürerek elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğinde bulunmuşlardır.
Davalı, imar uygulamasıyla 2 katlı evinin bulunduğu yerin davacılar taşınmazı ile birleştirildiğini, evinin bedelinin ödenmesi halinde binasını yıkacağını beyan etmiştir.
Mahkemece, bilirkişiler raporu doğrultusunda davanın kabulü ile elatmanın önlenmesine, yıkıma, mahkeme veznesine yatırılan ve yıkılacak ev bedeli olan 200.000.000 TL.nın davacılardan alınarak davalıya ödenmesine karar verilmiştir.
Karar, davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi Sevinç Türközmenin raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü:
Dava, imar parseline elatmanın önlenmesi ve yıkım istemine ilişkindir.
Mahkemece, yapının enkaz bedeline hükmedilerek yıkım kararı verildiği anlaşılmıştır.
Bilindiği üzere; Kanuni ayrıcalıkların dışında ayrılmaz parçanın (mütemmim cüzün) mülkiyeti ve buna bağlı olarak tasarruf hakkı üzerinde bulunduğu arza bağlıdır. Bu husus MK. nun 684. maddesinde açıkça vurgulanmıştır. Ne var ki, yürürlükten kalkmış olan 6785 s. kanunun 1605 s. kanun ile değişik 42/c ve halen yürürlükte bulunan 3194 s. imar kanununun 18. maddelerinde özel hükümler getirilmek suretiyle ayrılmaz parça (mütemmim cüz) olan yapı ile arz arasındaki hukuki ilişki kesilmiş bazı durumlarda yapı, üzerinde bulunduğu yerin malikinden başkasına bırakılarak imar parsellerinin oluşturulabileceği öngörülmüştür. Böylece yapıların bedelleri ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmediği veya aralarında bu yönde bir anlaşma yapılmadığı yada ortaklığın giderilmesi davası açılmadığı sürece bu yapıların ömürlerini dolduruncaya kadar eski sahiplerine kullanma imkanı sağlanmıştır.
Öte yandan, zeminin maliki olan kişinin taşınmazı bizzat kullanma yetkisi sınırlanmış, ayrılmaz parça (mütemmim cüz) durumunda olan yapı üzerinde tasarruf etme gücü özel kanun ile kısıtlanmıştır.
2981 s. kanunun 3290 s. kanun ile değişik 10/c maddesi de aynı doğrultuda hüküm getirmiştir.
Gerçekten bir kimse kendisine veya kanunun himaye ettiği bir hakka dayanarak üçüncü bir şahsa ilişkin bir taşınmaz üzerine ayrılmaz parça (mütemmim cüz) niteliğinde yapı inşaa etmiş imar uygulaması sonucu bu yer davacıya ilişkin imar parseli içinde kalmış ise, kendi arzu ve iradesi dışında idari kararla oluşan bir durum söz konusu olduğundan kusurlu sayılamaz. İşte bu sebeple yukarda değinildiği gibi kanun koyucu imar parseli malikine karşı yapı sahibini koruma zorunluluğunu duymuştur.
Sonuç: Hal böyle olunca; çekişme konusu yapının taşkın kısmının kaim (rayiç)bedelinin uzman bilirkişilere tesbit ettirilip, o değer üzerinden hüküm kurulması gerekirken yazılı olduğu biçimde karar verilmiş olması doğru değildir. Davalının bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan sebeplerden ötürü HUMKnun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 18.02.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy