(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada; Davacı, çekişme konusu taşınmazlara 1956 yılından beri zilyet olduğunu, ancak bu yerlerin kadastroca tespit harici çay yatağı olarak bırakıldığını, taşınmazların gerçekte çay yatağı olmadığını, lehine zilyetlikle edinme koşullarının oluştuğunu ileri sürerek adına tescilini, davaya katılanlar ise davanın reddini istemişlerdir.
Birleşen davanın davacısı, asıl davanın davalısı hazine, asıl davanın reddini savunmuş, çekişme konusu taşınmazların hazine adına tescili ve asıl davanın davacısı H.Yüksel'in elatmasının önlenmesi isteğinde bulunmuştur.
Mahkemece, asıl davanın davacısının ve katılanların isteklerinin reddine, birleşen davanın davacısı hazinenin davasının kabulüne karar verilmiş, karar Dairece zilyetliğe dayanarak 30.3.1990 tarihinde ilk davayı açan H. Yüksel ile davaya bağımsız hak talep edip katılan H. Kıyak ve M. Aydoğan yönünden davaların reddine, davalı ve birleştirilen davayı açan hazine hakkında tescile karar verilmesinin doğru olduğu, davacının ve anılan müdahiller vekilinin temyiz itirazları yerinde bulunmadığı, müdahil davacı M. Kazak'ın temyiz itirazının ise gerçekten sözü edilen kişinin tapu kaydına dayanarak tescil isteğinde bulunmasına karşın dayandığı kaydın nizalı yere uygulanmadığı; soruşturmanın tapu kayıt uygulaması yönüyle noksan bulunduğu na değinilerek bozulmuştur. Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda müdahil davacı M. Kazak'ın davasının kabulü ile fen bilirkişisinin 8.11.2002 havale tarihli krokili raporunda 3 nolu sarı renkle gösterilen 9925 m2 kısmın tarla vasfı ile adına tesciline karar verilmiştir.
Karar, davacı ve davalı Hazine vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Ş. Dağlı İlgün'ün raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Hükmüne uyulan bozma ilamında; davacı H. Yüksel ve asli müdahiller H. Kıyak ile M. Aydoğan'ın açtıkları davanın reddinin ve hazine adına tescil kararı verilmesinin doğru olduğu vurgulandıktan sonra müdahil davacı M. Kazak'ın dayandığı tapu kaydının yöntemine uygun biçimde uygulanması gereğine işaret edilmiştir.
Bu nedenle davalılar H. Yüksel'in temyiz itirazlarının reddine. Hazinenin temyizine gelince; bozmadan sonra mahallinde yapılan keşif sonucu tek yerel bilirkişinin bilgisine başvurularak, 6.1.1960 tarih 92 sıra numaralı tapu kaydının gösterilen sınırlarına göre müdahil davacı M. Kazak'ın tescilini istediği yer belirlenmek suretiyle sonuca gidilmiştir. Ancak aralarında anılan müdahil davacı M.'in de bulunduğu kişiler arasında Kadastro Mahkemesinde 1984/34 esas sayılı dava görülmüş; 27.9.1995 tarih, 178 sayılı kararla hükme bağlanmıştır.
Hal böyle olunca, mahkemece yerinde yeniden keşif yapılarak 1984/34 esas sayılı dava sırasında müdahil M.'in tapusuna bir kapsam belirlenmiş ise; çekişmeli bölümün bu kapsam içerisinde kalıp kalmadığının saptanması, hasıl olacak sonuca göre uyuşmazlığın çözümlenmesi; kapsam belirlenmemiş ise mahkemece, 25.10.2002 tarihli keşif sırasında yerel bilirkişinin tapu kaydının sınırlarına ilişkin olarak verdiği bilgiler ile 8.11.2002 havale tarihli fen bilirkişisi tarafından düzenlenen rapor ve krokiye göre açık yönler kaldığı ve bu nedenle tapu kaydının kapsamının miktarıyla geçerli olduğu gözetilerek sabit sınırlarla bağlantısı kesilmeyecek biçimde, kayda kapsam tayin edilmesi, çekişmeli bölümün belirlenen bu kapsama itibar edilerek konumunun belirlenmesi, ondan sonra bir karar verilmesi gerekirken noksan soruşturmayla yetinilerek yazılı biçimde hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Temyiz eden hazinenin temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 13.09.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy