(1086 S. K. m. 163)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, eşi Cemile Çıngır'ın özürlü olması nedeniyle vesayeti altında bulunduğunu, eşinin kardeşi olan Ali Eytiş'in kendisinden habersiz kısıtlı Cemile'den vekaletname almak suretiyle Cemile'ye ait 179, 242, 441 parsel sayılı taşınmazları hile ile davalılara sattığını, taşınmazların bedelinin eşine verilmediğini ileri sürüp tapu kayıtlarının iptali ile eşi Cemile adına tescilini istemiştir.
Davalılar, vasinin husumete izin almadan dava açtığını, vekalet verme ve satış işlemleri sırasında Cemile Çıngır'ın kısıtlı olmadığını, yapılan satışlar sonucu bedelin ödendiğini, daha önce aynı sebeple Antalya 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/ 447 E. sayılı dosyasında açılan davanın reddedildiğini bildirip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının kesin süreye rağmen Adli Tıptan rapor aldırmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Senem Altınbulak'ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, ehliyetsizlik hukuksal nedenine dayalı tapu iptali-tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, kesin süreye uyulmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden, özellikle 13.1.2004 tarihli dilekçe içeriğinden, davacı vasisinin mahcuru ( davacıyı ) Adli Tıp Kurumu'na götürmesinin davalılar tarafından engellendiğini, mahkemece re'sen alınacak tedbirlerle Adli Tıp Kurumuna sevkin sağlanmasını, ara kararını elinde olmayan nedenlerle yerine getirmediğini bildirdiği anlaşılmaktadır.
Böyle bir durumda davacı vasisinin kesin süreye uymasının beklenemeyeceği açıktır. Davacı mahkemeden bu konuda yardım istemiştir. Olayda kesin süre hükümlerinin uygulanması doğru değildir.
Ehliyetsizlik iddiasının kamu düzeni ile ilgili olduğu da gözetilerek masrafı davacı tarafından karşılanmak üzere mahcurun Adli Tıp Kurumu'na resmi yollardan sevkinin sağlanması, vekalet ve temlik tarihlerinde davacının ehliyetli olup olmadığının kesin olarak saptanması ve ondan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir. Davacının temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulüyle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 16.9.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy