(818 S. K. m. 18)
Dava: Taraflar Arasında Görülen Davada; Davacılar, Miras Bırakanlarınca Çekişmeli 153, 154, 839 parsel sayılı taşınmazların, mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla ve muvazaalı olarak davalılara ve murislerine temlik edildiğini, 838 parsel sayılı taşınmazın ise bedelinin murisleri tarafından verilmesine rağmen davalı oğlu Ramazan adına tescil edilmiş olduğunu ileri sürerek, tapu iptal ve pay oranında tescil isteğinde bulunmuşlardır.
Davalılardan Ramazan, davanın reddi gerektiğini savunmuş, diğer davalılar yanıt vermemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, Bekir ve Arife dışındaki davalılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi H. Gerçeker'in raporu okundu, düşüncesi alındı.
Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğine ve toplanan delillere göre çekişme konusu 153, 154 ve 839 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili muvazaa iddiası kanıtlandığına göre, davalıların bunlara yönelik temyiz itirazları yerinde değildir, reddine.
838 parsel sayılı taşınmazla ilgili temyize gelince;
Bilindiği üzere, davada ileri sürülen iddianın içeriğine ve davalının savunmasına göre; yanlar arasındaki uyuşmazlık, murisin gerçekte bedelini bizzat ödeyip, üçüncü kişiden satın aldığı taşınmazı mirastan mal kaçırmak amacıyla tapu siciline yarar sağlamak istediği kişi (davalı) adına kaydettirmesi halinde 1.4.1974 tarih 1/2 sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararının uygulama yeri bulup bulamayacağı noktasında toplanmaktadır.
Gerçekten, 1.4.1974 tarihli karar, konusu ve sonuç bölümü itibariyle, murisin kendi üzerindeki tapulu taşınmazlar yönünden yaptığı temliki işlemler için bağlayıcıdır. Somut Olayda olduğu gibi bedeli ödenerek gizli bağış şeklinde gerçekleştirilen işlemler hakkında anılan Yargıtay İnançları Birleştirme Kararının doğrudan bağlayıcı olma niteliği yoktur. Bunun yanı sıra, karara, yorum yoluyla gizli bağış iddialarına yönelik olarak uygulama olanağı sağlanamayacağı; Hukuk Genel Kurulunun 30.12.1992 tarih 586/782; 21.9.1994 tarih 248/538; 21.12.1994 tarih 667/856; 11.10.1995 tarih 1995/1-608 sayılı kararlarında belirtilmiş; Dairenin yargısal uygulaması bu doğrultuda kararlılık kazanmıştır.
Hal böyle olunca anılan parsel yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne dair hüküm kurulması doğru değildir. Davalı Ramazan'ın bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulü ile hükmün açıklanan sebeplerle HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 20.09.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy