(4721 S. K. m. 683)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden maliki bulunduğu 672 parsel sayılı taşınmazın davalı tarafından işgal edildiğini ileri sürerek, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil isteminde bulunmuştur.
Davalı, çekişmeli taşınmazın öncesinde miras bırakanları babalarına ait olup, yarı yarıya davacı ile kendisine verdiğini, taşınmazın yarısında yetiştirdiği üzüm bağının bulunduğunu ve davanın reddi gerektiğini savunarak, yarı hissesinin adına tescili istemiyle karşı dava açmıştır.
Mahkemece, el atmanın önlenmesi yönündeki davanın kısmen kabulüne; ecrimisil isteminin reddine; bağ bedeli olan 24.840 YTL'nin davalıya ödeninceye kadar davalı yararına hapis hakkı tanınmasına; Karşı davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı ve davalı tarafından süresinde duruşma istemli temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi S. Özer'in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Duruşma istemi değer yönünden reddedilerek, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil; karşı dava temliken tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, elatmanın önlenmesi isteğinin hapis hakkı tanınmak suretiyle kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu 672 parsel sayılı taşınmazın öncesinde tarafların ortak miras bırakanına ait iken kadastro tespitinin bağ niteliği ile yapıldığı ve hükmen davacı adına tescil edildiği, davalının anılan taşınmazın bir bölümünü 20 yılı aşkın süreden beri tasarrufu altında bulundurduğunu, davacının bu duruma ses çıkarmadığı, kullanıma muvafakat ettiği, dava ile birlikte bu muvafakatin geri alındığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davalının taşınmazda dava açılmakla haksız işgalci duruma düştüğü kabul edilmelidir.
Öyle ise, elatmanın önlenmesi isteğinin kabulü ve ecrimisil isteğinin reddedilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Tarafların bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine.
Ancak, taşınmazdaki bağın tespit öncesinde mevcut olduğu davalı tarafından ihdas edilen bir muhtesat bulunmadığı dosya kapsamı ile sabittir.
Sonuç: Hal böyle olunca, elatmanın önlenmesi isteğinin hapis hakkı tanınmaksızın kabul edilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Davacının bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 28.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy