MAHKEMESİ : Manisa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi,
TARİHİ : 07/06/2005
NUMARASI : 2004/321-203
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden maliki olduğu 2512 ada 8 parsel sayılı taşınmazına davalının taşkın bina inşa ederek müdahale ettiğini ileri sürüp, el atmanın önlenmesi ve yıkım isteminde bulunmuştur.
Davalı, taşınmazlarda imar uygulaması yapıldığını, eğer müdahale varsa imarla oluştuğundan yıkıma karar verilecekse zararının karşılanması gerekeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, müdahalenin imar uygulaması ile oluştuğu gerekçesiyle bedel mukabilinde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
-KARAR-
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkindir.
Mahkemece,davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden,toplanan delillerden; çekişmeli 8 parsel sayılı taşınmazın kayden davacıya ait olduğu, komşu 26 parselde mevcut yapının,davacı parseline taşkın bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davacı, taşkın yapının yıkımı suretiyle elatmanın önlenmesini istemiştir.Yıkılması istenen yapının bulunduğu 26 parsel sayılı taşınmaz paylı mülkiyet üzeredir.Yıkım isteği bulunan hallerde taşınmazın üzerinde bulunduğu,taşınmaz paydaşlarının tamamının davada yer alması,paylı mülkiyet hukukunun zorunlu bir gereğidir.Paydaşlardan sadece biri aleyhine açılan davanın yürütülmesi olanaksızdır.
Öte yandan,taşkın halin imar uygulaması sonucu oluştuğu bilirkişi raporlarında ifade edilmekle birlikte bu husus açıklığa kavuşturulmuş değildir.Tecavüzün imar şuyulandırma işlemi neticesinde oluşması halinde olaya uygulanması gereken yasal düzenlemelerin imar hukuku düzenlemeleri olacağı kuşkusuzdur.
Yasal ayrıcalıkların dışında ayrılmaz parçanın (mütemmim cüz'ün) mülkiyeti ve buna bağlı olarak tasarruf hakkı üzerinde bulunduğu arza bağlıdır. Bu husus M.K.nun 684. maddesinde açıkca vurgulanmıştır. Nevarki, yürürlükten kalkmış olan 6785 sayılı yasanın 1605 sayılı yasa ile değişik 42/c ve halen yürürlükte bulunan 3194 sayılı imar yasasının l8. maddelerinde özel hükümler getirilmek suretiyle ayrılmaz parça (mütemmim cüz) olan yapı ile arz arasındaki hukuki ilişki kesilmiş bazı durumlarda yapı, üzerinde bulunduğu yerin malikinden başkasına bırakılarak imar parsellerinin oluşturulabileceği öngörülmüştür. Böylece yapıların bedelleri ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmediği veya aralarında bu yönde bir anlaşma yapılmadığı yada ortaklığın giderilmesi davası açılmadığı sürece bu yapıların ömürlerini dolduruncaya kadar eski sahiplerine kullanma imkanı sağlanmıştır.
Öte yandan, zeminin maliki olan kişinin taşınmazı bizzat kullanma yetkisi sınırlanmış, ayrılmaz parça (mütemmim cüz) durumunda olan yapı üzerinde tasarruf etme gücü özel yasa ile kısıtlanmıştır.
2981 sayılı yasanın 3290 sayılı yasa ile değişik l0/c maddesi de aynı doğrultuda hüküm getirmiştir.
Gerçekten bir kimse kendisine veya yasanın himaye ettiği bir hakka dayanarak üçüncü bir şahsa ait bir taşınmaz üzerine ayrılmaz parça (mütemmim cüz) niteliğinde yapı inşaa etmiş imar uygulaması sonucu bu yer davacıya ait imar parseli içerisinde kalmış ise, kendi arzu ve iradesi dışında idari kararla oluşan bir durum söz konusu olduğundan kusurlu sayılamaz. İşte bu nedenle yukarıda değinildiği gibi yasa koyucu imar parseli malikine karşı yapı sahibini koruma zorunluluğunu duymuştur.
Somut olayda öncelikle 26 parsel sayılı taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer almasının sağlanması ondan sonra tecavüzlü halin imar uygulamasıyla meydana gelip gelmediğinin açıklığa kavuşturulması,böyle olduğunun anlaşılması halinde yukarıda açıklanan ilkelerin gözetilmesi sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.Davalının temyiz itirazları yerindedir.Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü H.U.M.K.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine,26.12.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy