MAHKEMESİ : Aksaray 2. Asliye Hukuk Mahkemesi,
TARİHİ : 28/06/2005
NUMARASI : 2002/719-225
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar,kayden maliki bulundukları 101 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki evi 3 yıl önce davalılara sattıklarını,ancak davalıların satış bedelini ödemediklerini ve evi haksız olarak 15.09.1999 tarihinden beri işgal ettiklerini ileri sürerek,elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteminde bulunmuştur.
Davalılar,davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece,davacıların senetleri icra takibi yoluyla tahsil edebilme imkanı varken dava yolunun seçilmesinin Türk Medeni Kanununun 2. maddesindeki iyi niyet kuralları ile bağdaşmayıp,hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar,davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla;tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı.Dosya incelendi,gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dava, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
Mahkemece,davacı A.Hakkındaki davanın aktif dava ehliyeti bulunmadığından,diğer davacı N.'nin (Neziha) davasının ise kanıtlanamadığından bahisle reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; çekişme konusu 101 parsel sayılı taşınmazda davalı Hasan ile davacı N.'nin dava dışı kişilerle birlikte miras bırakanları H.'dan gelen payda irsen paydaş oldukları,diğer davacı A.ile davalı H.'in kayıttan kaynaklanan bir haklarının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Öyleyse, mahkemece,çekişmeli taşınmazla kayden bir ilgisi bulunmadığı saptanan davacı A.'nin davası ile,taşınmazın bir bölümünü kullandığı keşfen belirlenen davalı paydaş H. hakkındaki davanın reddedilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur.Davacıların bu yönlere ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir.Reddine.
Ne var ki, teknik bilirkişinin 9.7.2004 tarihli raporunda kırmızı ile işaretli çekişmeye konu bölümü kayıtla bir ilgisi bulunmayan davalılardan H.'in kullandığı keşfen saptanmıştır.Buna karşın mahkemece davalının çekişme konusu bölümü babası olan diğer davalı H.'ın davacılardan haricen satın aldığı savunmasına değer verilmek suretiyle bu davalı hakkındaki davanın da reddine karar verildiği görülmektedir.
Bilindiği üzere, Türk Medeni Kanunun 706; Borçlar Kanununun 213. maddesi ve 2644 sayılı Tapu Kanununun 26. maddesi hükmü gereğince tapulu taşınmazların temlikleri resmi şekilde yapılmadıkça hukuki sonuç doğurmaz.Başka bir ifadeyle haricen yapılan satışları geçersizdir.Ancak, koşullarının varlığı halinde somut olayla ilgili olarak akidi lehinde hapis hakkı tanınması sonucunun doğuracağı,ayrıca alanın ecrimisilden de sorumlu tutulamayacağı tartışmasızdır.Oysa, davalı Halil'in haricen satın alan babası Hasan için yasaca öngörülen haklardan onun halefi olarak istifadesine olanak bulunmadığı da açıktır.Kaldı ki, Hasan'ın harici satıştan kaynaklanan bedeli ödemediği karşı tarafa telif edilen yeminin yapılması ile sabittir.O halde,kayden taşınmazla bir ilgisi bulunmayan davalı Halil'in çekişmeli taşınmaz bölümünü kullanmasının haklı ve geçerli bir nedeninin bulunduğu söylenemez.
Hal böyle olunca davalı H.hakkındaki elatmanın önlenmesi davasının kabulü ile belirlenecek ecrimisil davacının payı oranında hüküm altına alınması gerekirken,yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere davanın tümden reddine karar verilmiş olması doğru değildir.Davacı N.'nin (neziha) temyiz itirazı yerindedir.Kabulüyle hükmün açıklanan nedene hasren H.U.M.K.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine19.12.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
.
Full & Egal Universal Law Academy