MAHKEMESİ : Artvin Asliye Hukuk Mahkemesi,
TARİHİ : 03/03/2003
NUMARASI : 1999/62-21
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kadastro çalışmaları sırasında 1 parsel sayılı taşınmazın 780 m2 olarak miras bırakanı adına tescil edildiğini, oysa bu parselin dayanağı olan 326 nolu tapu kaydının 7800 m2 olduğunu, bu dayanak tapu kaydı dikkate alınmadan sadece 780 m2 lik kısmın tescil edildiğini, geri kalan kısmın 2 parsel olarak Hazine adına tescil edilip bir kısmının da tescil harici bırakıldığını, bu kısımlarda Hazine'nin üstün hakkının bulunmadığını ileri sürüp, Hazine adına olan kaydın iptali ile tescil harici bırakılan kısmında adlarına tescilini istemiştir.
Davalı, dava konusu dayanak tapu kaydının sınırlarının gayri sabit olup, genişletilmeye elverişli olduğunu, zilyetlikle kazanılmasının mümkün olmadığını, kadastro tespitlerinin kesinleştiğini belirtip, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu taşınmaz maliklerinin birlikte dava açarak, yürütmeleri gerektiği veya terekeye mümessil tayin edilerek, temsilci tarafından dava açılarak takip edilebileceği gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
-KARAR-
Dava, tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu olup davacının miras bırakanının paydaş olduğu 326 no'lu tapu kaydının kadastroca 1 ve 2 parsel sayılı taşınmazlara revizyon gördüğü, 1 parsel sayılı taşınmazda, davacının miras bırakanının paydaş kılındığı, 2 parselin ise miktar fazlası olarak davalı Hazine adına tescil edildiği görülmektedir.
Davacılar, eldeki davada miktar fazlası olarak Hazine adına tespit gören taşınmaz ile tespit harici bırakılan bir kısım yerin miras bırakanlarının paydaşı olduğu, 326 no'lu tapu kapsamında kaldığını ve miktar fazlası bulunmadığını ileri sürmüşlerdir.
Yukarıda belirtilen iddia ile açılan davada, tespit dayanağı tapuda davacıların miras bırakanına paydaş bulunduğu dikkate alındığında tüm mirasçıların davada yer alması gerekeceğinde kuşku yoktur. Nitekim, miras bırakan İdris'in tüm mirasçılarına tebligat yapıldığı, bunlardan bir kısmını kendilerini vekil aracılığı ile temsil ettirdikleri diğerlerinin de davaya karşı çıkmadıkları, bu suretle davada taraf teşkilinin sağlandığı ve davanın
görülebilirlik koşulunun yerine getirildiği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca işin esasına girilmesi, dayanak tapu kayıt maliki davacıların miras bırakanı İdris bakımından gerekli incelemenin yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene iade edilmesine, 30.12.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy