MAHKEMESİ : Silivri Asliye Hukuk Mahkemesi,
TARİHİ : 07/07/2005
NUMARASI : 2004/1127
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, miras bırakanı R Z'in davalılar tarafından hileye düşürüldüğünü,miras bırakanın da dava konusu 232,264,310,450,631,1349,1485,1519,1530 nolu parsellerini kendisinden mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak yeğenleri olan davalı Rve diğer davalıların murisi olan T'e bağışladığını ileri sürerek iptal tescil olmadığı takdirde tenkis isteğinde bulunmuştur.
Davalılardan R, çekişmeli taşınmazların 1/2 payının babasına ait olduğu halde kadastroca tamamının miras bırakan R adına tespit ve tescil edildiğini bu nedenle murisin devrettiğini belirtip, diğer davalı C ile birlikte davanın reddini savunmuşlar,öteki davalılar duruşmalara gelmemiş bir cevap da vermemişlerdir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle, duruşma günü olarak saptanan 13.12.2005 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili avukat Hazime Temel ile temyiz edilen vekili Avukat C.B. geldiler duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerinin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi A.S. Ç. tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü :
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal tescil ve tenkis isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu 450, 1349, 1485, 1530,232,264,310,631,1519 parsel sayılı taşınmazların 2.12.1965 tarihli akitle miras bırakan tarafından davalılara bağış yoluyla temlik edildiği anlaşılmaktadır.
Davacı, yapılan işlemde miras bırakanın yanıltıldığını, ehliyetsiz bulunduğunu ileri sürmüş, ayrıca işlemlerin muvazaalı olduğunu da belirtmiştir.
Gerçekten de, hile ve ehliyetsizlik iddiaları kanıtlanamadığından davanın reddedilmiş olması doğrudur.
Muvazaa iddiasına gelince; yukarıda açıklandığı üzere temliki işlemin bağışa dayalı olduğu sabittir.
Bağış geçerli bir işlem olup, buna dayalı olarak yapılan temlikte 1.4.1974 tarih 1/2 Sayılı İnançları Birleştirme Kararının uygulama yeri yoktur.Davada davalının savunmasında ileri sürülen vakıalar bakımından da kadastro öncesine dayalı olması düşünüldüğünde bu savunmaya itibar edilemez.Koşulların varlığı halinde tenkise ilişkin hükümlerin uygulanma olanağı bulunmakla birlikte miras bırakanın ölüm tarihi dikkate alındığında tenkis isteğinin de dinlenmesi mümkün değildir.
Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.
Davalılar vekilinin temyiz itirazı yerindedir.Kabulü ile hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 4.12.2005 tarihinde yürürlüğe giren avukatlık ücret tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 450,00 YTL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına ve peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 13.12.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy