(4721 S. K. m. 683) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden paydaşı bulunduğu 205 parsel sayılı taşınmazı davalının haksız kullandığını ileri sürüp elatmanın önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, dava konusu taşınmaza müdahalesi olmadığını belirtip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, çekişme konusu taşınmazın bulunduğu alanda kadastro çalışmaları hatalı yapıldığından tecavüzün varlığının tespit edilemediği, zemindeki kullanımın uzun yıllardır mevcut haliyle devam ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla tetkik hakimi Emine Küçüksözenin raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü.
Karar: Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; özellikle yerinde yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporundan; aralarında sınır çekişmesi bulunan taraf taşınmazlarının zemindeki kullanım durumu ile çap kaydındaki miktarların farklı bulunduğu, kadastro sonucu zemini belirleyen poligon noktalarının mevcut olmasına karşın ölçü değerlerinin farklı olması nedeniyle yeterli uygulama yapma olanağının bulunmadığının bildirildiği anlaşılmaktadır.
Bilirkişinin anılan beyanı üzerine taraflar arasındaki çekişmeye çözüm getirilmeksizin dava reddedilmiştir.
Oysa; çaplı taşınmaza elatmanın önlenilmesi davalarında öncelikle çap kaydının yada kayıtlarının getirtilerek tarafların tüm delilleri toplanılmalı, dosya keşife hazırhale geldikten sonra yapılacak uygulamada çekişmeli yer ile yanların ellerinde bulunan kısımların sınırları tarafların ortak beyanlarına göre açıklığa kavuşturulmalı, gerektiğinde bu yön taşınmaz başında dinlenecek yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile kuşkuya yer bırakmayacak biçimde saptanmalıdır. Daha sonra belirlenen bu durum gözönünde tutularak hazır bulundurulan kadastro fen memuru veya mühendisi sıfat ve yeteneğini taşıyan uzman bilirkişi veya bilirkişilere kadastro sırasında konan nirengi noktalarından, bunlar yoksa hem paftada hem arazide mevcut sabit noktalardan yararlanılarak takometrik aletlerle kadastral yöntemlere uygun biçimde ölçüm yaptırılmalı; bilirkişilerden uygulamayı yansıtan, infazı sağlamaya yeterli ve özellikle davacı tarafın taşınmazına bir tecavüzün bulunup bulunmadığını varsa miktarını açıkça gösteren kroki ve rapor alınmalıdır.
Sonuç: Hal böyle olunca; yukarıda açıklanan ilkeler gözetilerek işin uzmanı 3. kişiden oluşacak bilirkişi kurulu aracılığıyla gerekli keşfin yapılması, ondan sonra bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak yetersiz bilirkişi raporu ile hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 02.02.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy