MAHKEMESİ : Yomra Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 05/11/2003
NUMARASI : 2000/81-69
Taraflar arasındaki davadan dolayı Yomra Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 5.11.2003 gün ve 81-69 sayılı hükmün onanmasına ilişkin olan 25.3.2004 gün ve 3019-3420 sayılı kararın düzeltilmesi süresinde davalılar vekili tarafından istenilmiş olmakla, dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü
-KARAR-
Dava, tapulu taşınmaza elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden, özellikle noksanın tamamlanması yoluyla getirtilen kayıt ve belgelerden; 1312/33 sıra nolu kök tapu kaydının paylı mülkiyet üzere olduğu davalılarında irsen ve kayden paydaş bulundukları onama kararındaki “... çekişme konusu taşınmazda davalıların kayden ve irsen bir ilişkilerinin bulunmadığı” ifadesinin eksik bilgi ve hatalı tespite dayalı olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda taraflar arasındaki çekişmenin paylı mülkiyet üzere olan taşınmazda paydaşlar arasında elatmanın önlenmesi isteğine ilişkin olduğunun kabulü gerekir.
Mahkemece, anılan hukuki sebep yönünden hükme yeterli bir araştırma yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur.
Bilindiği üzere; paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan payına vaki elatmanın önlenilmesini her zaman isteyebilir. Hatta elbirliği mülkiyetinde dahi paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine elatmanın önlenilmesi davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı elatmanın önlenilmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu elatmanın önlenilmesi davası ile değil, kesin sonuç getiren taksim veya şuyun satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Öte yandan, yurdumuzda sosyal ekonomik nedenlerle kırsal kesimlerden kentlere aşırı akım, nüfus çoğalması, büyük mesken ve işyeri ihtiyacı nedeniyle hızlı yapılaşma karşısında görevli mercilerin aciz kalmaları veya çeşitli nedenlerle göz yummaları sonucu, izinsiz, ruhsatsız, resmi kayıtlara bağlanmayan büyük yerleşim alanları oluştuğu, bu arada paylı taşınmazların tapuda resmi ifrazları yapılmadan paydaşlar arasında haricen veya fiilen taksim edilip üzerlerine büyük mahalleler hatta beldeler yapıldığı bir gerçektir. Bilindiği üzere M.K.nun 706, B.K.nun 2l3, T.K.nun 26. maddeleri hilafına tapulu taşınmazlarda harici veya fiili taksim ile payların mülkiyeti ana taşınmazdan ayrılamaz. Ne var ki, taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşma ile belirlenmiş yada fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre paydaşlar bu durumu benimsemişlerse kayıtta paylı, eylemsel olarak ( fiilen) bağımsız bu oluşumun tapuda yapılacak resmi taksime veya şuyun satış suretiyle giderilmesine yahut o yerde bir imar uygulaması yapılmasına kadar korunması, " akte vefa" kuralının yanında M.K.nun 2. maddesinde düzenlenen iyi niyet kuralının da bir gereğidir. Aksi halde, pekçok kimse zarar görecek toplum düzeni ve barışı bozulacaktır.
O halde, paydaşlar arasındaki elatmanın önlenilmesi davalarında öncelikle tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi ve özel bir parselasyon planın olup olmadığı veya fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı üzerinde özenle durulmalı, varsa çekişmeli yerin kimin kullanımına terk edildiği saptanılmalı, harici veya fiili taksim yoksa uyuşmazlık yukarıda değinildiği gibi, M.K.nun müşterek mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmelidir.
Hal böyle olunca, yukarda belirlenen ilkeler gözetilmek suretiyle,hükme yeterli araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir.
Anılan hususlar karar düzeltme isteği üzerine bu kez yapılan inceleme sonucu anlaşıldığından karar düzeltme isteğinin HUMK.’nun 440.maddesi gereğince kabulü ile Dairenin 25.3.2004 tarih 2004/3019 Esas 3420 Karar sayılı onama ilamının ortadan kaldırılmasına yerel mahkemece kurulan 5.11.2003 tarih 2000/81 Esas 2003/69 Karar sayılı hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA,peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 26.12.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy