MAHKEMESİ : Üsküdar 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 06/04/2005
NUMARASI : 2002/882-118
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, murisleri ile davalı arasında yapılan Beyoğlu 21.Noterliğinin 19.11.2001 tarihli miras taksim sözleşmesinde murislerinin aldatıldığını,murisin vekiline verdiği vekalette belirtilen şartlar yerine getirilmeden sözleşme yapıldığını ileri sürülerek sözleşmeye konu Üsküdar’da bulunan 56 parsel ile, 12 parsel sayılı taşınmazla Safranbolu Akevren köyündeki tapulu tapusuz taşınmazların davalılar adına olan tapularının iptaliyle miras payı oranında adına tescilini ve miras taksim sözleşmesinin iptali isteklerinde bulunmuştur.
Davalılar, sözleşmenin murisin iradesine uygun olarak yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, miras taksim sözleşmesi yapılırken hata ve hile yapıldığı iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
-KARAR-
Dava,miras taksim sözleşmesinin iptali ve buna bağlı olan tapu iptal ve tescil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece,davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden,toplanan delillerden,çekişmeli olup tarafların ortak miras bırakanı M.'den intikalen gelen taşınmazlar bakımından taraflar arasında 18.10.1973 tarihli miras taksim sözleşmesi başlıklı sözleşme düzenlendiği,daha sonra bu kez davacının miras bırakanın vekil ettiği N.İ. ile yine davalılar arasında yapılan 19.11.2001 tarihli sözleşme ile 1973 tarihli sözleşme hükümlerinin yinelendiği,sözleşmede ibra anlamını taşıyan sözcüklerede yer verildiği anlaşılmaktadır.Bu sözleşme gereğince de dava konusu taşınmazların davalılar adına tescil edildiği görülmektedir.
Belirtilen bu işleyişe göre,davalılar adına olan 12 ve 56 parsel ile Safranbolu İlçesi Akevren köyünde bulunduğu söylenen tapulu ve tapusuz taşınmazların davalılara intikalinin sözü edilen miras taksim sözleşmeleri uyarınca gerçekleştirildiği sabittir.Türk Medeni Kanununun 676. maddesi anlamında usulünce mirasçılar arasında düzenlenen sözleşmelerin hüküm doğuracağı ve mülkiyetin nakli sebebi sayılacağı kuşkusuzdur.Anılan yasa hükmü çerçevesinde eldeki davaya konu olan sözleşmeye bakıldığında sözleşme ile davacının miras bırakanı Ertuğrul'a verilmesi öngörülen taşınmazların bulunmadığı eksiğin tamamlanması yoluyla getirtilen cevabi yazılardan anlaşılmaktadır.Öyle ise anılan sözleşmenin tüm mirasçılar bakımından geçerli ve hüküm ifade eder nitelikte olduğunu söyliyebilme olanağı yoktur.
Bu durumda, çekişmeli taşınmazların davalılar adına tescilinin dayanağının da Borçlar Kanununun 20. maddesi hükmü çerçevesinde hukuki ve geçerli olduğu söylenemez. Öte yandan taşınmaza ilişkin yolsuz tescile dayalı dava ve taleplerin bir zamanla sınırlı olmaksızın her zaman ileri sürülmesi olanağı mevcuttur.
Hal böyle olunca, Türk Medeni Kanununun miras hukuku hükümleri dikkate alınmak ve 3. kişiye temlik edilen taşınmazlarda gözetilmek suretiyle davacının taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.Davacı vekilinin temyiz itirazları yerindedir.Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 30.12.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.