(4721 S. K. m. 683, 693, 722)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacının, kayden paydaşı bulundukları 3118 ada 148 parsel sayılı taşınmaza davalının bina yapmak suretiyle müdahale ettiğini ileri sürüp el atmanın önlenmesine,binanın yıkımına ve 2.000.000.000.TL. ecrimisilin tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, taşınmazın yarısına malik olan davacıların tek başlarına dava açamayacaklarını, dava konusu taşınmaza iyi niyetle bina yaptığını, imar affından yararlanmak için müracaat edip yapı için geçici ruhsatname ve yapı kullanma izni aldığını, bina değerinin arsa değerinden çok fazla olduğunu belirtip davanın reddini savunmuş,muhik tazminat karşılığından taşınmazın adına tesciline ya da uğradığı zararların tazminine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davalının dava konusu taşınmaza yapı ruhsatı alıp bina yaptığı, taşınmazın 1/2 payına malik olan davacıların kesin süre içinde mahkemenin belirlediği bedeli depo etmedikleri, davanın sabit olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla tetkik hakimi Emine Küçüksözen'in raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü.
Karar: Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu 148 parsel sayılı taşınmazın paylı mülkiyet üzere olduğu, taşınmazda davacılar ile dava dışı İbrahim'in paydaş bulundukları, bu taşınmaza davalının yapılaşmak suretiyle elattığı görülmektedir.
Davacılar, Türk Medeni Kanununun 683 ve 693. maddelerinde öngörülen haklarından bahisle elatmanın önlenilmesi, yıkım ve ecrimisil isteğinde bulunmuşlar, davalı ise aynı yasanın 722. maddesi gereğince savunma yoluyla temliken tescil isteğinde bulunmuştur.
Davalının çekişme konusu olan taşınmaz dışında 147 parsel bakımından inşaat izni almasına karşın, davacıların taşınmazına yapılaştığı sabittir. Böyle bir yapılaşmada iyi niyetin varlığından söz edilemez. Öte yandan, temliken tescil isteğinin savunma yoluyla dinlenmesi de olanaksızdır.
Sonuç: Hal böyle olunca; davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ve değerlendirmelerle yazılı olduğu üzere davanın reddedilmiş olması doğru değildir. Davacıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 17.3.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy