(1086 S. K. m. 428)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, ortak miras bırakanları Hasan'dan kalan taşınmazları taksim ettiklerini ve kendilerine kalan taşınmazlar hakkında mirasçı olmayan dava dışı Naile'nin iptal tescil davası açarak taşınmazların Naile'nin mülkiyetine geçmesinin sağlandığını, taksim ile davalılar adına tescil edilen taşınmazda mahrum kaldıkları miras paylarının bulunduğunu ileri sürerek, davalılar adına kayıtlı olan 4, 6, 33 nolu parsellerin miras payları oranında iptalini ve tescilini istemişlerdir.
Bir kısım davalılar davanın reddini savunmuşlar. Dahili davalıların bir kısmı davaya kabul etmiştir.
Mahkemece, davacıların taksim sonucu paylarına düşen taşınmazlarla ilgili olarak üçüncü kişinin zaptına karşı tekeffül anlaşması bulunmadığından taksimin iptali, yeniden taksim istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Özgül B.'in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, miras taksim sözleşmesi uyarınca davalılar adına kaydedilen taşınmazların payları oranında iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacılar, davalılar ve dahili davalıların aynı terekenin mirasçıları oldukları aralarında yaptıkları miras taksim sözleşmesi sonucu davacıların payına düşen 126 ada 4 ve 6 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespiti ile davacılar adına tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Ne var ki; dava dışı kişinin açmış olduğu dava sonucu sözü edilen 4 ve 6 parsel sayılı taşınmazların 17/20 payının kişi adına iptal ve tesciline karar verildiği ve bu hükmün kesinleştiği görülmektedir. Öyle ise anılan taşınmazların baştan beri tereke dışı olduğu buna karşın taksim sözleşmesi içerisine alındığı sonucuna varılmaktadır. Bu durumda taksim sözleşmesinin geçerli ve taraflarını bağlayıcı bir sözleşme olduğu kabul edilemez. Başka bir deyişle sözleşme taraflarına hak sağlama özelliğini yitirmiştir.
Hal böyle olunca; dava edilen taşınmazlar yönünden davacıların miras payları oranında iptal ve tescile karar verilmesi gerekirken aksine düşüncelerle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Davacıların temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK. nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 28.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy