(7201 S. K. m. 28) (2942 S. K. m. 7, 17)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, kök miras bırakanlarının paydaş olduğu 8 parsel s. taşınmazın Adana İl İdare Kurulunun 21.6.1990 tarih/94 s. kararı ile kamu yararı kararı alınarak kamulaştırıldığını, bu karar sonrası kamulaştırma belgelerinin usulüne uygun olarak mirasçılarına tebliğ edilmediğini, takdir edilen bedelin paydaşlar adına bankaya bloke edildikten sonra, Kültür Bakanlığı tarafından açılan 95/403 esas-9 s. kararla hükmen çekişmeli taşınmazın Hazine adına tescil edildiğini yapılan işlemlerin usulsüz, tescilinde yolsuz tescil niteliğinde bulunduğunu ileri sürerek, 8 parsel s. taşınmazın tapusunun iptali ile önceki maliklerinin mirasçıları adına tescilini istemişlerdir.
Mahkemece, davacılar iddiası sabit görülmeyerek davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar (tereke temsilcisi) tarafından süresinde duruşmalı olarak temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 10.5.2005 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Av. Y. Murat Kurt ile temyiz edilen hazine vekili avukat Faik Tanlık geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verilen ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı bilahare Tetkik Hakimi Ülkü Akdoğan tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu 8 parsel s. taşınmazın eski eser niteliğinde olduğundan bahisle Kültür Varlıkları Koruma ve Büro Müdürlüğü hizmetlerinde kullanılmak üzere kamulaştırılmasına kamu yararı bulunduğundan söz edilerek Adana İl İdare Kurulundan 21.6.1990 Gün 190/44 S. Kamu yararı kararı alınmak suretiyle kamulaştırılmasına karar verildiği bilahare Adana 7. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan 95/403 esas-98/82 karar s. dava sonunda 2942 S. Kanunun 17. maddesi uyarınca 8 parsel s. taşınmazın davacı idare adına tesciline hükmedildiği görülmektedir.
Davacı gerek kamulaştırma işleminde gerekse hükmen tescil kararında eksiklikler bulunduğunu, bu sebeple tescilinde yolsuz tescil niteliği taşıdığını ileri sürerek, eldeki davayı açmıştır.
Gerçekten de, kamulaştırma işleminin taşınmazın bütün paydaşlarına tebliğ edilmediği açıktır. Öte yandan tescil istekli davada yine aynı eksiklikler söz konusu olmuş, usulünce taraf teşkili sağlanmaksızın hüküm kurulmuştur. Esasen bu husus tescil hükmünü veren mahkemenin de kabulündedir.
Diğer taraftan tescil kararının kayıt maliklerine ilanen tebliğ edildiği görülmekte ise de, ilanın 7201 S. Tebligat Kanununun 28. maddesine uygun olarak yapılmadığı da açıktır. Aynı kararda 2942 S. Kanunun 7. maddesi hükmünün gözetilmediği de sabittir.
Öyleyse, çekişmeli taşınmazın hükmen tesciline ait kararın usulen kesinleştiğini ve tescilin dayanağını oluşturacak hale geldiğini söyleyebilme olanağı yoktur.
Hal böyle olunca, henüz usulen kesinleşmediği sonucuna varılan Adana 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 18.2.1998 günlü 1995/403 esas 1998/82 karar s. hükmünün temyizi için taraflara imkan sağlanması temyiz edildiği takdirde sonucunun beklenilmesi ve ondan sonra bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Davacılar tereke temsilcisinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan sebeplerden ötürü HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 4.12.2004 gününde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 400,00 YTL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 10.05.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy