(4721 S. K. m. 683) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Davacı hazine; kayden maliki olduğu Silifke ilçesi, İmamuşağı Köyü, Bağsak mevkiindeki 931 ve 956 nolu parselin 2. Derece Arkeolojik Sit Alanı içerisinde olup, Kültür Bakanlığına tahsis edildiğini, özel mülkiyete tabi taşınmazlardan olmadığını, davalının haklı ve hukuken geçerli bir neden olmaksızın ev inşa etmek ve duvarla çevirmek suretiyle müdahale ettiğini ileri sürerek, elatmanın önlenmesine ve muhdesatın yıkımına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, usulüne uygun davetiyeye rağmen duruşmalara katılmadığından yargılama yokluğunda yürütülmüştür.
Mahkemece, çekişme konusu taşınmazlardan 956 parsele tecavüz olmadığının, 931 parsele ise ev inşa etmek ve duvarla çevirmek suretiyle müdahale edildiğinin keşfen saptandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davacı ve davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi İlknur Acar'ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Dava, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkindir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; çekişme konusu 931 ve 956 parsel sayılı taşınmazların davacı hazine adına kayıtlı olduğu, bunlardan 931 nolu parsele davalının taşkın yapı yapmak ve anılan yerin bir bölümünü tasarrufu altında bulundurmak suretiyle elattığı, 956 parsele eylemli bir müdahalenin bulunmadığı anlaşılmaktadır. 956 parsel bakımından davanın reddedilmiş olması doğrudur. Diğer taraftan 931 parsel yönünden yerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen 12.4.2004 tarihli bilirkişi rapor ve krokisinde (A) harfi ile işaretli yer yönünden davanın kabul edilmiş olmasında da bir isabetsizlik yoktur.
Ancak davalıya ait bulunan 903 parsel çap kaydında eski eser şerhi bulunduğu görülmektedir. Aynı taşınmazdaki yapının (B) harfi ile işaretli bölümünün de hazineye ait 931 parsele tecavüzlü olduğu sabittir. Taşınmazdaki yapının korunması gereken eski eser niteliğinde olması halinde yapının yıkılmasının yerinde olmayacağı kuşkusuzdur. Ne var ki, mahkemece, yapının niteliği yönünden, bir araştırma yapılmış değildir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.
Hal böyle olunca; yukarıda açıklanan yapı bakımından konunun uzmanı olan bilirkişi aracılığıyla gerekli incelemenin yapılması, yapının niteliğinin belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Tarafların temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulüyle hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 12.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy