(2805 S. K. m. 13) (3402 S. K. m. 18) (5272 S. K. Geç. m. 1)
Dava: Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada;
Davacı, kadastro çalışmaları sırasında tespit harici bırakılan 40.000.m2.lik taşınmaza davalı İsmail'in bağ çubuğu ve ağaç dikmek suretiyle müdahale ettiğini ileri sürüp elatmanın önlenmesine, 3402 sayılı yasanın 18. maddesi gereğince taşınmazın hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı İsmail, dava konusu taşınmazı 20 yılı aşkın zamandır kullandığını, imar ihya ettiğini belirtip davanın reddini savunmuş, birleşen davasında, dava konusu taşınmazı 1970 yılında satın alıp üzerine ev yaptığını, bağ çubukları ve meyve ağaçları diktiğini belirtip taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğinden adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı Belediye, dava konusu taşınmazın belediye mücavir alanında ve imar planı dahilinde olduğunu, 2805 sayılı yasanın 13/b-1 maddesi gereğince mülkiyetin belediyeye geçtiğini belirtip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, araştırma noksanlığından bahisle yapılan Daire bozmasından sonra çekişme konusu taşınmaza davalı İsmail'in 1970 yılından beri nizasız fasılasız zilyet bulunduğu, adı geçen davalı yararına zilyetlikle edinme koşullarının oluştuğu, taşınmazın bir bölümünün 3.kişiler adına hükmen tescil edildiği, 775 ve 2805 sayılı yasa hükümlerinin uygulama yeri olmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davacı ve davalı Belediye tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, tetkik hakimi Emine Küçüksözen'in raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Dava, tespit dışı bırakılan yere elatmanın önlenmesi, yıkım ve 3402 Sayılı Yasanın 18 nci maddesi uyarınca tescil isteklerine ilişkindir. Birleşen davasında davalı tescil isteğinde bulunmuştur.
Mahkemece, Hazine davasının reddine; toplam 32649, 37 m2'lik bölümün birleşen davanın davacısı adına tesciline karar verilmiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki, çekişmeli taşınmaz 1978 yılında tespit dışı bırakılmış; dava 1993 yılında açılmıştır. Davalı da gecekondusunu 1983-1984 yılında yaptığını savunmuştur. Belirtilen tarihler gözönüne alındığında, davalı (birleşen davanın davacısı) yararına zilyetlikle kazanma koşullarının olayda gerçekleştiği söylenemez. Esasen anılan husus Dairenin bozma kararında da vurgulanmış; mahkemece bozmaya uyulmuştur. Bozmadan sonra bu olguyu değiştirecek, bozma kararının maddi hataya dayalı olduğunu gösterecek herhangi bir gelişme olmamış; bu yönde bir delil elde edilmemiştir.
Öte yandan uzman bilirkişi rapor ve krokilerinden dava konusu yerlerin belediyenin mücavir alanında kaldığı, özel mülkiyete konu olabilecek ve tescili mümkün yerlerden olduğu anlaşılmaktadır. Ancak, 28.12.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5272 Sayılı Belediye Kanunu geçici 1. maddesiyle özel mevzuat hükümlerine göre devri mümkün olmayan, kamu hizmetlerinde kullanılan veya Maliye Bakanlığınca üzerinde sınırlı ayni hak tesis edilmiş olanlar dışında kalan Hazineye ait taşınmazlardan, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte 1/5000 ölçekli imar planı içinde kalanlar belediye ve mücavir alan sınırları içinde belediyeye ... bedelsiz devredilir... hükmünü öngörmüş bulunmaktadır.
Sonuç: Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan ilke ve olgular gözetilmek suretiyle değerlendirme yapılması, 5272 Sayılı Yasanın geçici 1. maddesinin olayda uygulama yeri bulunup bulunmadığının saptanması hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Davacı Hazine ve belediyenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün belirtilen nedenlerden ötürü HUMK. nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 30.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy