(1086 S. K. m. 413)
Dava: Davacılar, 2983 parsel sayılı taşınmazlarında yapılarının bulunduğunu, davalılar tarafından 2974 parsel sayılı taşınmaza imara aykırı bina yapıldığını, Belediyece verilen yıkım kararının göstermelik yerine getirildiğini, bu sırada molozların bahçelerine döküldüğünü, binalarının tam sınıra yapıldığını, pencere, kapı açtıklarını, bitişikte bulunan bacanın kendi binalarına yönlendirilerek pis koku ve gürültüsü ile rahatsızlık verildiğini ileri sürerek, kapı, pencere ve baca ile molozların kaldırılması için gereken bedelin taraflarına ödenmesi isteğinde bulunmuşlardır.
Mahkemece, kesin hüküm varlığı nedeniyle davanın reddine ve moloz kaldırma bedeline ilişkin istemin atiye bırakılması nedeniyle karar vermeye yer olmadığına dair önceden verilen karar, Dairece ... haksız eylem niteliğindeki elatmanın önlenmesi davalarında yeni oluşan vakıalara dayanılarak açılan ikinci dava birinci davadaki hükme aykırı düşmeyeceği, komşuluk hukuku ilkeleri gözetilerek hüküm kurulması gerektiğine... değinilerek bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davacılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Hülya G.'in raporu okundu, düşüncesi alındı:
Karar: Dava, komşuluk hukukundan kaynaklanan çekişmenin giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, önceden kurulan hükmün Dairece bozulmasına ilişkin olup, uyulan ilamda, taraflar arasındaki çekişmenin ne surette giderileceği belirtilmiş, bozmaya uyularak yapılan inceleme sonucu dosyaya sunulan makine mühendisi Veysi K. imzalı bilirkişi raporunda, davalı taşınmazında yapılan yapı ve buradaki kullanma tarzı itibariyle davacıya koku ve ses kirliliği nedeniyle zarar verdiği saptanmış ve bunun giderim biçimi raporda gösterilmiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporunda değinilen zarar benimsenip, bunun giderilmesine karar verilmiş olmasına karşın zararın giderim biçimi açıkça hüküm fıkrasında gösterilmemiştir. Hüküm bu haliyle taraflar arasındaki çekişmeyi tam olarak giderir nitelikte değildir.
Öte yandan dava kısmen kabul edilmiş olmasına karşın, davada kendisini vekil aracılığıyla temsil ettiren davacı yararına avukatlık parasına hükmedilmemiş olması doğru olmadığı gibi yargılama giderlerinin tamamının davacı üzerinde bırakılmış olması da isabetsizdir.
Hal böyle olunca, hüküm fıkrasında davacı zararının giderim biçimine açıkça hükmedilmesi, yargılama giderleri ile avukatlık parası yönünden HUMK. nun 413 ve takibeden maddeleri uyarınca bir hüküm kurulması gerekirken yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir. Davacıların bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 14.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy