(3573 S. K. m. 3)
Dava: Davacı Hazine, dava konusu 362 parsel sayılı taşınmazın 21.12.1967 tarihinde 3573 Sayılı Zeytincilik Yasası uyarınca Turan oğlu Erdoğan Öner'e yeniden tescil edildiğini, taşınmazın zabıt kayıtlarında 3573 Sayılı Yasa Uyarınca verildiğine ilişkin şerh bulunmasına rağmen 16.10.1968 tarihinde davalı şahıslara devredildiği ve amacına aykırı kullanıldığı ileri sürülerek tapu kaydının iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar; çekişmeli taşınmazda şerh bulunmadan satın aldıklarını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davalı taşınmazın tapu kayıtlarının beyanlar hanesinde 3573 Sayılı Yasa uyarınca tahsis edildiğine dair şerh bulunmadığı, iyiniyetli iktisapların korunacağı, ölü kişi aleyhine dava açılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar taraflarca süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi İlknur Acar'ın raporu okundu, düşüncesi alındı.
Karar: Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu 362 parsel sayılı taşınmazın 21.12.1967 tarih, 3 sıra nolu tapu ile 3573 sayılı Zeytincilik Yasası uyarınca yasal süresi içinde kullanılmak üzere zeytinliğin imar ve ihyası amacıyla yeniden Erdoğan Öner adına sicile bağlandığı 20.12.1969 tarihinde kadastroca tapu kaydına dayanılarak anılan kişi adına tespit ve tescil edildiği, 07.04.1970 yılında da davalı şahıslara pay temliklerinin yapıldığı, gerek tespit tutanağında gerekse çap kaydında 3573 Sayılı Yasaya ilişkin şerh bulunmadığı gibi zeytinlik vasfının da değiştirilmediği anlaşıldığına göre davanın reddedilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Davacı Hazinenin temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine,
Davalıların temyizine gelince; davacı Hazinenin dava dilekçesinde çekişme konusu taşınmazın değerini bildirdiği, davalı tarafından bu değere eksik olduğu gerekçesiyle itiraz edildiği, ne var ki mahkemece değer tespitinin yapılmadığı anlaşılmaktadır. Dava, niteliği gereği nisbi avukatlık parası hükmedilmesi gereken işlerdendir. Davalı, hükme sadece avukatlık parası yönünden temyiz etmiş olup dava dilekçesinde gösterilen değeri de kabul etmiştir.
Hal böyle olunca; dava dilekçesinde gösterilen değer üzerinden karar tarihindeki Avukatlık Ücret Tarifesi uyarınca davalı lehine avukatlık parasına hükmedilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Davalıların temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene iade edilmesine, 13.07.2005 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
Davacı Hazine çekişme konusu 362 parsel sayılı taşınmazı 3573 Sayılı Yasa uyarınca imar ve ihya koşulu ile Erdoğan Öner'e tahsis ettiği ancak, adı geçenin yasadaki koşulları yerine getirmediği gibi tapuda yazılı şerhe rağmen taşınmazı şimdiki kayıt maliki olan davalılara temlik ettiğini ileri sürmüş iptal-tescil istemiştir.
Mahkemece, temlik sırasında tapu kaydında herhangi bir şerh bulunmadığını, davalıların iyiniyetli oldukları gerekçe gösterilerek dava reddedilmiştir.
Çekişmeli taşınmazın 3573 Sayılı Yasa uyarınca zeytinlik haline getirilmek maksadıyla davalıların bayiine verildiği açıktır. Sözü edilen yasanın 3. fıkrasında bu amaçla verilen taşınmazların beş yıl içerisinde gayesine uygun olarak kullanılması sayılan koşulların yerine getirilmesi ve amaç dışı kullanılmaması vurgulanmıştır. Yasanın amacı verimsiz taşınmazları verimli hale getirmek suretiyle ülke ekonomisinin geliştirilmesine katkıda bulunulmasını sağlamaktır. Aksi halde Hazinece geri alınacağı madde de açıkça gösterilmiştir. Yerinde Hazinece yaptırılan tesbitte taşınmazdaki yabani zeytinliklerin hiçbir iyileştirme işlemine tabi tutulmadığı, aşılanmadığı, taşınmazın işe yaramıyacak şekilde bakımsız halde bırakıldığı görülmektedir. Mahkemece bu tesbit tutanağının aksini gösterecek bir inceleme, uygulama ve araştırma yapılmamıştır. Mahkemece yukarıda değinildiği gibi tapuda şerh bulunmadığından davalının iyiniyetli olduğu kabul edilmekte ise de; kaydın tesisindeki şerhe göre bu taşınmazın imar ve ihya koşulu ile verildiği bilinmekte; ayrıca taşınmazın veriliş amacına uygun olarak kullanılmadığı da anlaşılmaktadır. Öte yandan davalı taraf satın alırken bu taşınmazın zeytinlik olduğunu, yasada öngörülen koşulların yerine getirilmemesi halinde temliki işlemin yapılamıyacağı, bu şekilde oluşacak tapuların yolsuz tescil niteliğinde olacağını bilmesi gerektiği halde gerekli özeni göstermemesi iyiniyetli olmadığını göstermektedir. Ayrıca, taşınmazın zemin durumu da taşınmazın gerçek niteliğini yansıtmaktadır. Bu durumda yerinde inceleme, araştırma yapmadan davalıların iyiniyetli olduğundan söz edilemez.
Öte yandan dava dilekçesinde gösterilen değere itiraz edildiği halde, taşınmazın değeri keşfen saptanmadan, gösterilen değer üzerinden harç ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulması da doğru değildir.
Hükmün yukarıda açıklanan sebeplerden dolayı bozulması gerektiği görüşündeyim. Açıklanan sebeplerden dolayı sayın çoğunluk görüşüne katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy