(634 S. K. m. 3)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, dava konusu 16 parselde müştereken malik olduklarını, Eyüp 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2001/914 Esas sayılı davasında satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verildiğini, satış dosyasındaki arsa paylarının fiili ve gerçek durumu yansıtmadığını ileri sürerek tapudaki hisse oranlarının arsa paylarına uygun olarak tespitiyle tescili isteğinde bulunmuşlardır.
Davalı, taşınmazda kat irtifakı kurulmadan, taşınmazın satışa çıkarıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüyle dava konusu 16 parseldeki payların bilirkişi raporunda belirtildiği şekilde arsa payı tesisi ile tapuya tesciline karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Uğur Şentürk'ün raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, duruşma isteğinin tebliğ giderleri yatırılmadığından reddiyle gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, arsa üzerine inşa edilen binadaki bağımsız bölümlerin durumuna göre arsa paylarının düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden, çekişme konusu 16 parsel sayılı taşınmazda (arsada) tarafların paydaş oldukları, üzerinde ruhsatsız bir yapının bulunduğu, Eyüp 1. Sulh Hukuk mahkemesinde açılan 2001/914 esas, 2003/55 karar sayılı dava ile kat mülkiyetine geçilmesi ve buna göre arsa paylarının düzenlenmesi, olmadığı takdirde ortaklığın giderilmesinin talep edildiği, mahkemece taşınmaz üzerindeki yapının kaçak olması nedeniyle arsa paylarının düzeltilmesi isteminin reddine, taşınmazın satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verildiği, bu satış kararı üzerine, eldeki dava görülürken taşınmazın cebri satış yoluyla 4.11.2003 tarihinde davalı Hasan Tuzlupınar adına tapuya tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Davacıların, çekişmeli taşınmazından arsa payı satın aldıkları ve onun bedelini ödeyerek tapuda paydaş oldukları, akit tabloları ve diğer kayıtlarla sabittir. Taşınmazdaki yapıda kat mülkiyeti ya da kat irtifakına geçilmiş değildir. Öyle ise taşınmaz paydaşlarının taşınmazın zemininde ve onun ayrılmaz parçası olan yapıda payları kadar hak sahibi oldukları düşünülmelidir. Bu durumda yapıdaki fiili kullanım durumunun zemindeki hakkı etkilemesi olanaksızdır.
Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere iptal ve tescile hüküm kurulması doğru değildir. Davalı vekilinin temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü H.U.M.K.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 14.07.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy