(3402 S. K. m. 16/A)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı Hazine, çekişme konusu tescil harici taşınmaza, davalı tarafından müdahale edildiğini, davalı lehine zilyetlik koşullarının oluşmadığını ve köy tüzel kişiliğince bu çeşit yerlerin satışının geçerli olmadığını ileri sürüp, elatmanın önlenmesi, yıkım ve tescil isteğinde bulunmuştur.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteminin kabulüne; tescil isteminin reddine karar verilmiştir.
Karar, taraflarca süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı.
Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı Hazine,köy boşluğu olarak tespit dışı bırakılan yere elatmanın önlenmesi,yıkım ve tescil isteklerinde bulunmuştur.
Mahkemece,elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğinin kabulüne,tescil davasının reddine karar verilmiştir.Hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki,köy boşlukları 3402 Sayılı Yasanın 16/A maddesi gereğince Hazine adına tespit olunur.Koşulların varlığı halinde tescili ya da özel mülkiyete konu olması da mümkündür.Somut olayda ,çekişmeli taşınmazın mera özelliği göstermediği,üzerinde yapılanıldığı ve ayrıca sebze ve ağaç dikili olduğu anlaşılmaktadır.
Öte yandan 28.12.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5272 Sayılı Belediye Kanununun geçici 1. maddesinde " özel mevzuat hükümlerine göre devri mümkün olmayan kamu hizmetlerinde kullanılan veya Maliye Bakanlığınca üzerinde sınırlı ayni hak tesis edilmiş olanlar dışında kalan Hazineye ait taşınmazlardan bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte 1/5000 ölçekli nazım imar planı içinde kalanlar,belediye ve mücavir alan sınırları içinde belediyeye bedelsiz devredilir" hükmü öngörülmüştür. Anılan Yasa 3.7.2005 tarihinde kabul edilen 5393 Sayılı Belediye Kanunu ile yürürlükten kaldırılmış ise de; 5272 Sayılı Yasanın yürürlük zamanındaki kazanılmış hakların gözetilmesi ve korunması gerekeceği kuşkusuzdur. Bilindiği üzere, kazanılmış haklar kamu düzeni ile ilgili olup, resen dikkate alınması gereken bir usul kuraldır.
Hal böyle olunca, anılan yasa hükmünün olayda uygulama yeri bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken aksine düşüncelerle yazılı biçimde hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Tarafların temyiz itirazları yerindedir.Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü H.U.M.K.'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine,19.9.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy