(4721 S. K. m. 683, 725)
Dava: Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada; davacı, 240 parsel sayılı taşınmazına davalının köy senediyle satın aldığı iddiasıyla bina yapmak suretiyle elattığını ileri sürüp, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğinde bulunmuş, yargılama aşamasında, davalının 85 m2 lik yere ilişkin davasını kabul ettiğini belirtmiştir.
Davalı, taşınmazı davacıdan 30 yıl önce köy heyetinin huzurunda harici satış senediyle satın alarak üzerine 1973 yılında iyi niyetle ev yaptığını belirtip davanın reddini savunmuş, aksi halde satış bedelinin günün şartlarına uyarlanarak 50 milyar lira bina değerinin ödenmesine kadar hapis hakkı tanınmasına birleştirilerek görülen davada ise haricen aldığı yerin adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine ilişkin olarak önceden verilen kararın Dairece, ... özellikle davacı taşınmazına bir tecavüzün bulunup bulunmadığının keşfen saptanması buna dair kroki ve raporun olması yıkımı istenen bina bakımından da bir inceleme yapılması gereğine değinilerek bozulması üzerine, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda asıl ve birleştirilerek görülen davaların reddine karar verilmiştir.
Karar, Hanife Aşçı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Berna Dizdaroğulları Koç'un raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve yıkım; birleşen dava temliken tescil ya da irtifak tesisi isteklerine ilişkindir.
Hükmüne uyulan bozma ilamında belirtildiği üzere yerinde yapılan uygulama sonucu dosyaya sunulan 28.10.2003 tarihli bilirkişi rapor ve krokisinden davalının kaydan davacıya ait bulunan 240 parsel sayılı taşınmazın bir kısmına taşkın yapılaşmak, bir kısmını da bahçe olarak kullanmak suretiyle elattıkları görülmektedir.
Davalı harici satın alma sözleşmesine dayanan 9.9.1971 tarihli sözleşme ibraz etmiştir. Öte yandan, davacı tecavüzlü yapı hakkında açtığı davadan vazgeçmiştir.
Bu durumda, harici satış sözleşmesinin mülkiyetin nakline dayanak yapılamayacağı kuşkusuzdur. Ne var ki anılan sözleşme davalının çekişmeli taşınmazdaki zilyetliğinin iyi niyete dayalı bulunduğunun kabulünü zorunlu kılar.
Hal böyle olunca 28.10.2003 tarihli bilirkişi krokisinde (A) harfi ile işaretli olup tecavüzlü bina dışında kalan bölüm bakımından harici satış bedeli üzerinden hapis hakkı tanınmak suretiyle elatmanın önlenmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Davalı (karşı davacı)nın temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulü ile hükmün açıklanan nedenle HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 12.10.2005 tarihinde karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy