(3194 S. K. m. 18) (4721 S. K. m. 685) (6785 S. K. m. 42) (2981 S. K. m. 10)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden maliki bulunduğu 39324 ada 8 parsel sayılı taşınmaza davalının bina yapmak suretiyle müdahale ettiğini ileri sürüp el atmanın önlenmesine ve binanın yıkımına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, dava konusu taşınmazı hazineden aldığı tapu tahsis belgesine dayanarak kullandığını, belediyenin imar uygulaması yaparak kendisine kullandığından daha az yer verdiğini, tecavüzün imar uygulaması ile oluştuğunu belirtip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu taşınmaza davalının bina yapmak suretiyle müdahale ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla tetkik hakimi Emine Küçüksözen'in raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü.
Karar: Dava, imar parseline elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğine ilişkindir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden çekişme konusu 8 parsel sayılı taşınmazın öncesinin 3455 ada 7 parsel olarak dava dışı Hazineye ait iken, imar uygulaması sonucu 8 parsel olarak belediye adına çap kaydı oluştuğu, daha sonra satış yoluyla davacıya intikal ettiği 7 parsel olarak Hazine adına yazılı iken belediye tarafından davalıya binası sebebiyle 177 m2lik tapu tahsisi belgesi verildiği, imar uygulaması sonucunda çekişme konusu taşınmazın bitişiğinden 121 m2lik 5 Sayılı parselin davalıya verildiği anlaşılmaktadır.
Öyle ise, koşulların varlığı halinde taraflar arasındaki çekişmenin giderilmesinde 3194 Sayılı Yasanın 18. maddesi hükümlerinin gözetilmesi gerekeceği tabidir.
Bilindiği üzere; Yasal ayrıcalıkların dışında ayrılmaz parçanın (mütemmim cüz'ün) mülkiyeti ve buna bağlı olarak tasarruf hakkı üzerinde bulunduğu arza bağlıdır. Bu husus M.K.nun 684. maddesinde açıkça vurgulanmıştır. Ne var ki, yürürlükten kalkmış olan 6785 sayılı yasanın 1605 sayılı yasa ile değişik 42/c ve halen yürürlükte bulunan 3194 sayılı imar yasasının 18. maddelerinde özel hükümler getirilmek suretiyle ayrılmaz parça (mütemmim cüz) olan yapı ile arz arasındaki hukuki ilişki kesilmiş bazı durumlarda yapı, üzerinde bulunduğu yerin malikinden başkasına bırakılarak imar parsellerinin oluşturulabileceği öngörülmüştür. Böylece yapıların bedelleri ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmediği veya aralarında bu yönde bir anlaşma yapılmadığı ya da ortaklığın giderilmesi davası açılmadığı sürece bu yapıların ömürlerini dolduruncaya kadar eski sahiplerine kullanma imkanı sağlanmıştır.
Öte yandan, zeminin maliki olan kişinin taşınmazı bizzat kullanma yetkisi sınırlanmış, ayrılmaz parça (mütemmim cüz) durumunda olan yapı üzerinde tasarruf etme gücü özel yasa ile kısıtlanmıştır.
2981 sayılı yasanın 3290 sayılı yasa ile değişik 10/c maddesi de aynı doğrultuda hüküm getirmiştir.
Gerçekten bir kimse kendisine veya yasanın himaye ettiği bir hakka dayanarak üçüncü bir şahsa ait bir taşınmaz üzerine ayrılmaz parça (mütemmim cüz) niteliğinde yapı inşaa etmiş imar uygulaması sonucu bu yer davacıya ait imar parseli içerisinde kalmış ise, kendi arzu ve iradesi dışında idari kararla oluşan bir durum söz konusu olduğundan kusurlu sayılamaz. İşte bu nedenle yukarıda değinildiği gibi yasa koyucu imar parseli malikine karşı yapı sahibini koruma zorunluluğunu duymuştur.
Sonuç: Somut olaya gelince; mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde ve hükme yeterli olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur. Buna göre, öncelikle davalıya verilen tapu tahsis belgesinin kapsamının belirlenmesi ve davalıya ait yapının tapu tahsis belgesi kapsamında kalıp kalmadığının tereddüte yer vermeyecek şekilde saptanması, davalı yapısının tapu tahsis belgesi içinde kaldığının saptanması halinde 3194 Sayılı İmar Yasasının 18. maddesinin dikkate alınması ondan sonra bir hüküm kurulması gerekirken yetersiz araştırma sonucu yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir. Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 22.09.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy