(818 S. K. m. 28) (4721 S. K. m. 7)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, 15430 ada 13 parsel sayılı taşınmazdaki dairesini, davalı oğlunun "kız çocuklarına bu yerin kalmaması için devretmesi gerektiği ölene kadar kendisine bakacağı ve taşınmazda oturabileceği" yönündeki sözlerine inanarak "satış" şeklinde temlik ettiğini, ancak davalının anılan daireyi satışa çıkarması üzerine kandırıldığını anladığını ileri sürüp, tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuştur.
Davalı, iddiaların doğru olmadığını,çekişmeli taşınmazı bedelini ödemek suretiyle satın aldığını, satış aktinin aksinin yazılı belge ile ispatlanması gerektiğini belirtip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, muvazaa iddiasının yazılı delille ispat edilmesi gerektiği halde bu hususta yazılı delil bulunmadığı ve iddianın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi S. T.'in raporu okundu,düşüncesi alındı. Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, hile hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; davacının çekişme konusu 806 ada 107 parsel (imar uygulaması ile 15430 ada 13 parsel) sayılı taşınmazdaki kat irtifakı kurulu 6 nolu dairesine isabet eden 8/80 payını 13.2.1990 tarihli akitle satış yoluyla davalıya temlik ettiği görülmektedir. Davacı anılan işlemin hileli beyanlarla kendisinin kandırılması suretiyle gerçekleştirildiğini ileri sürmüştür.
Bilindiği üzere; hile, genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevketmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak, veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma hilede yanıltma söz konusudur. B.K'nun 28/1 maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse hata esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable Şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.
Öte yandan, hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Hilenin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir. Anılan husus resmi belgeler yönünden de Türk Medeni Kanununun 7/2 maddesinde dile getirilmiştir.
Somut olaya gelince; öncelikle işin hak düşürücü süre yönünden incelenmesi, davanın süresinde açıldığının anlaşılması halinde yukarıda açıklandığı üzere davacının tanık dahil tüm delillerinin toplanması, ondan sonra bir karar verilmesi gerekirken, davada inanç sözleşmesine dayanıldığı, biçiminde yanılgılı değerlendirme yapılarak yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Sonuç: Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü H.U.M.K.'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 22.3.2006 tarihindebirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy