1. Hukuk Dairesi 2006/5970 E., 2006/8308 K. İMAR UYGULAMASI TAŞKIN İNŞAAT
4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 684 ] 2981 S. İMAR VE GECEKONDU MEVZUATINA AYKIRI YAPILARA UY... [ Madde 10 ] 3194 S. İMAR KANUNU [ Madde 18 ]
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden paydaşı bulunduğu 12 parsel sayılı taşınmazın bir kısmını davalıların bina duvarını taşırmak, kömürlük deposu inşa etmek ve bahçe olarak kullanmak suretiyle işgal ettiklerini ileri sürüp elatmanın önlenmesi ve yıkım istemiştir.
Davalılar, kömürlük diye bahsedilen barakayı yıktıklarını, imar planında yol olarak görülen yerin davacı tarafından kapatılması nedeniyle davacının taşınmazından gelip geçmek zorunda kaldıklarını, kendi taşınmazlarına iyini-yetle yaptıkları yapının ise imar uygulaması ile tecavüzlü duruma geldiğini, bina değerinin arsa değerinden fazla olduğunu ve yıkımın fahiş zarar doğuracağını bildirip davanın reddini savunarak uygun tazminat karşılığında tecavüzlü kısmın adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkemece, davacının çaplı taşınmazına davalıların elatmasının keşfen sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi'nin raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişmeli 12 parsel sayılı taşınmazın imar uygulaması ile oluştuğu, bu uygulama nedeniyle davalılara ait 13 parseldeki yapının davacı taşınmazına tecavüzlü hale geldiği, bunun yanında davalıların davacı imar parselinin bir kısmını yol olarak kullandıkları anlaşılmaktadır. Tecavüzlü yapı dışındaki bölüm bakımından oluşturulan kararda bir isabetsizlik yoktur.
Ancak, bilindiği üzere; yasal ayrıcalıkların dışında ayrılmaz parçanın (mütemmim cüz'ün) mülkiyeti ve buna bağlı olarak tasarruf hakkı üzerinde bulunduğu arza bağlıdır. Bu husus MK'nın 684. maddesinde açıkça vurgulanmıştır. Ne var ki, yürürlükten kalkmış olan 6785 sayılı Yasa'nın 1605 sayılı Yasa ile değişik 42/c ve halen yürürlükte bulunan 3194 sayılı İmar Yasası'nın 18. maddelerinde özel hükümler getirilmek suretiyle ayrılmaz parça (mütemmim cüz) olan yapı ile arz arasındaki hukuki ilişki kesilmiş, bazı durumlarda yapı, üzerinde bulunduğu yerin malikinden başkasına bırakılarak imar parsellerinin oluşturulabileceği öngörülmüştür. Böylece yapıların bedelleri ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmediği veya aralarında bu yönde bir anlaşma yapılmadığı ya da ortaklığın giderilmesi davası açılmadığı sürece, bu yapıların ömürlerini dolduruncaya kadar eski sahiplerine kullanma imkanı sağlanmıştır.
Öte yandan, zeminin maliki olan kişinin taşınmazı bizzat kullanma yetkisi sınırlanmış, ayrılmaz parça (mütemmim cüz) durumunda olan yapı üzerinde tasarruf etme gücü özel yasa ile kısıtlanmıştır.
2981 sayılı Yasa'nın 3290 sayılı Yasa ile değişik 10/c maddesi de aynı doğrultuda hüküm getirmiştir.
Gerçekten bir kimse kendisine veya yasanın himaye ettiği bir hakka dayanarak üçüncü bir şahsa ait bir taşınmaz üzerine ayrılmaz parça (mütemmim cüz) niteliğinde yapı inşa etmiş, imar uygulaması sonucu bu yer davacıya ait imar parseli içerisinde kalmış ise, kendi arzu ve iradesi dışında idari kararla oluşan bir durum söz konusu olduğundan kusurlu sayılamaz. İşte bu nedenle, yukarıda değinildiği gibi yasa koyucu imar parseli malikine karşı yapı sahibini koruma zorunluluğunu duymuştur.
Somut olayda, yukarıdaki ilkeler gözetilerek taşkın yapı bedeli davacıya depo ettirilmek suretiyle elatmanın önlenmesi ve yıkıma karar verilmesi; tecavüzlü durumun davalıların iradesi dışında kamusal tasarruf ile oluştuğu dikkate alınarak davalıların yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaması gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olmas; doğru değildir.
Davalıların bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün HUMK'nın 428. maddesi gereğince (BOZULMASINA), peşin alınan harcın temyiz edene iade edilmesine, 13.07.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy